11 Ağustos 2008 Pazartesi


Onun gözleridir bana aşkı tatdıran...






içimdeki özlem..!
İçimde bir özlem var beni yakıp kavuran
Dudaklarından çıkan iki kelimedir beni hayata bağlayan
Onun aşkıdır ismimi sonsuzluğa yazdıran
İçimde bir özlem var bedenimin her yerinde izlerine rastlanan

Yüzündeki gülümsemedir beni mutlu kılan
Gözlerinden akan yaştır beni yıkan
Güzel saçlarını görememektir beni ağlatan
İçimde bir özlem var beni yaşatan

İçimde bir özlem var beni ayakta tutan
Bakışlarıdır güçlü olmamı sağlayan
Onun gözleridir bana aşkı tatdıran
İçimde bir özlem var dünyadan zevk almamı sağlayan...!

Yağmurlarca sevdim seni ...






Islak kirpiklere takıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım...
Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..
Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılara halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..
Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Her şeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla Aşkım......

Düşlerim var, rüzgara ters düşen...















Düşlerim var, rüzgara ters düşen...

Her eğilip baktığımda başımın gövdemden ağır gelmesiyle yerde buluyorum kendimi...
Deyimlerden cıkmış bi cümle olabilir ama kafamın içindekiler, beynimi sömüren anlamsız yada belkide fazla anlamlı düşünceler tasımıyor artık bu bedeni...Her defasında düşmek mi bana yazılan, yada en acısı yerlerde sürünürken bile başımı kaldırabilecek gücü bulup (ki nerden bulduğumu anlamış değilim hala) düştüğüm yüksekliği görmek mi?

Gülücük perisi niye uğramıyorsun yüzüme?
Hala kaçırıyorum gözlerimi insanlardan...
Kaybolmasınlar içimdeki boşlukta diye..

Niye farklı olduğumu devamlı yüzüme vuran kelimeler seçiyorlar benimle konusurken?... Niye hissettiriyolarki bunu? Yüzümdeki tepkisiz maskenin atında devamlı ağlayan bi yüz olduğunu öğrenmek içinmi bütün bu çabalar? Ne zaman acık vericek diye ben kaçtıkca bıkmadan üstüme gelmeleri...
Neden?...

Herşey yalan sadece düşlerim gerçek...
Düşlerim var rüzgara ters düşen... Her attığım adımda onlara, biraz daha kaybediyorum içimdeki beni... Vardığıma kalacak mıyım?
Bilmiyorum.

Yalnız mıyım? onların dediklerine göre yalnız olamam... Etrafımdalar çünkü...
Ve evet bencede yanlız değilim kimsenin bilmediği 2 kişilik bi dünyam var benim..
Adım hala hayat kitabında yazıyor...
Gerçek cok şeffaf tıpkı, ağladığımda gözlerimin kıpkırmızı kesilmesi kadar...
Kahretsin, acınacak haldeyim yine, kelimelere vurmak bu olsa gerek...

Melekler, duymuyor sesimi
Karanlık işte yine her yer
Gözyaşlarım, keşkeleri yok edemiyor
Korkuyorum
İnancım kalmadı benim....
Öylesine sevmişim...















Bu dinlediğim son şarkı bizim üstümüze söylenmiş. Kilit vurdum kalbime,
umutlarıma. Ne bundan böyle sevdaya dair bir şeyler beklenebilir yüreğimden ne
de nefret edebilirim birinden Ben hamal değilim ki; hep kahrını taşıyım ömrün;
Alın atık üzerimden hayata dair ne varsa. Alın sevdaya dair acıları, paylaşın
aranızda...
Sen sanıyorsun ki, kolay geliyor gidişin bana.. Arkanı döndüğün ilk andan
gözlerim gülecek mi yeniden sanıyorsun? Söylesene! Sen ne sanıyorsun aşkı,
sevgiyi, söylesene! Kolay olan, kaçmaksa, yalansa, vazgeçişse; ben zor olanı
seçiyorum ve Seni Hala Seviyorum.
Sen öyle san, farzet ki her şey çok kolay... Gittiğini sandığın sen, giderken
bende kalanlarını, yani seni, yani aşkı, yani bizi alamayacaksın benden.... Geri
vermeyeceğim onları, benim onlar, bana ait.
Biliyor musun, acı olan asla gidişin değil.. Belki bir gün sevmeyi öğrendiğin de
yanında ben olmayacağım.. Bir sabah gözlerini yeni doğan güne açtığında başkası
olacak yatağında.. Benim içinse sadece "sen" var olacak baktığım her yerde... Ve
işte ilk defa o gün sebepsiz ağlayacağım, o gün yaan yağmur gizlemeyecek
gözyaşlarımı. Kim bilir belki de aynadaki hayalin ilk kez asacak suratını bana
ve o sabah sensiz ve üşümüş uyanacağım!

Her şeyin bir bedeli var biliyorum ve bende bu bedeli ödüyorum. Ödediğim bedel
sensizlik, yalnızlık, aşksızlık Oysa yüreğim her şeye rağmen mutlu olmanı
diliyor....

Seni bulduğum yerden başlıyorum yürümeye.. Seni düşünüyor ve gecenin ayazında
üşüyorum.. Veda bile etmeden gidişin geliyor aklıma, sadece susuyorum

Gün değil ömürmüş Aşk...















İçimde bir sızı var, galiba sevdam kan kaybediyor. Neredesin güzel yüzlüm,
Bedenim aşksızlığa esir ediliyor… Cephanemde saklı olan tüm mavilerim deşifre edildi, siyaha boyanıyor…
Gül bahçeleri doldu taştı, artık yaralı aşklar sığmıyor…
Neredesin gülbakışlım, sevdam kankaybediyor….

Aşksızlık dirhem dirhem vücudumu elegeçiriyor. Ellerimde bir sır,
Sıcaklığını hissetmiyor. Kirpiklerim ağırlaşıyor, gözlerim kapanıyor.
Güzelliklerle irtibat kesiliyor. İçimde bir gerilla harekatı,
Canlı Nefret bu, Canlı Nefret patlıyor. Yalnızlıklar ihtilalde,
Kalbimdeki sevgin var hedefte. Nereye baksam bir hasret geliyor.
Neredesin gülbakışlım; Sevdam kan kaybediyor…

Bir daha sakın bana uğrama sevgili…
Sensizlik işgal etti bedenimi. Sana olan son sevgim de sömürge edildi.
Ruhum sürgünde ve mavilerim terk-i diyar etti.
Sakın uğrama sevgili; sensiz kalan sevdam kan kaybından...

sen Gitmeyi Bilirsin Ben Sevmeyi...





Görmediğimden değil,

Yanımda olsan yine özlerdim...
Ve bil ki! bu kadar sevmem senden değil,
Gitsen benden,
Ben gidişini bile severim.
Aramızda hep aynı fark,
Sen gitmeyi bilirsin...!
Ben sevmeyi...!
Kimseye soramıyorum seni.
Kirlenme diye hiç öpmedim ya!
Belki başkasını seversin diye,
Hiç söylemedim sana sevdiğimi.
Bilmiyorsun, boğazımda düğümsün.
Yutkunsam gideceksin,
Yutkunmasam, ölürüm.
En mutlu anlarımda bir dert içimde,
Gülsem kahkaham sırıtır tebessümlerin içinde,
Anlatsam derdimi anlatamam ki...!
Herkesin güldüğünü bilmek kolay ama,
Kimsenin ıslanmadı ki gözleri benim kadar.
Akşamın matem rengine büründüğü sattelerde,
Gökyüzündeki kandiller tek tek yanmaya başladığında,
İçimde sessiz bir çığlık,
Özlemeyi özledim, özlemeye değer ne kaldıysa...
Boşluğunu dolduramaz demiştim giderken,
Gelme...!
Sana bol gelecek artık bu aşk.
Düşün ki esmeye hakkı olmayan bir bahar meltemiydi bizimki.
Yüreğimize sadece eli değdi,
Değdi ve geçti...
Sen benim kalbimi parçalardında,
Yinede ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını.
Sırf ayaklarına batmasın diye...!
Bir sönüşe sığmadım sönmedim.
Bir gidişe sığmadım gitmedim.
Öyle korkunçtu ki sesi sessizliğin,
Bir haykırışa sığmadım.
Sustum...!
Gelmeni bekledim, gönlümün boş koridorlarında
Gelmedin...!
Sen gitmeyi bilirsin...!
Ben sevmeyi...!
Umutlarımın boynu bükük şimdi.
Gelme...
Alıştım yokluğuna.
Gittin...
Ben ardından sadece baktım.
Oysa söyleyecek o kadar şeyim vardı ki!
Gidersen iyiye dair ne varsa içimde,
Yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş,
Ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi,
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim.
Diyecektim sana,
Konuşamadım.
Yüreğim ıslaktır benim, kuytularda ağlamaktan.
Ve hafif uçuktur rengi,
Kurusun diye kaç kez, güneşe asılmaktan her kıtada.
Gün penceremde gecenin siyahını eritirken,
Ben uyumamış gözlerimle sensizliğimi biriktiriyorum.
Kaç sitem,
Kaç boşvermişlik indiriyorum yüreğime.
Öyle çok konuşacaktım ki...!
Anla o kadar sustum işte...
Geldiğin gün ancak o zaman anlayacaksın,
Beklendiğini,
Ve ancak o zaman anlayacaksın geciktiğini...!
Uzağında kaldım herşeyin,
Senin sevginin uzağında.
Direnemedim sensizliğe,
Kahırla isyanla geçti her günüm.
Alıkoydu herşeyimi sensizlik nöbetleri.
Bakma öyle birşey olmamış gibi,
Sen gittin Ben bittim...!
Sen gitmeyi bilirsin...!
Ben sevmeyi...!
SonsuzluğumA GidiyoruM...












Uyanmak istemiyorum
Sonsuzluğa yummak istiyorum gözlerimi
Bu kahpe dünyadan
Bu yalan hayattan kurtulmak
Sonsuzluğa varmak istiyorum
Hiç uyanmamak üzere


Bir uçurumun yanındayım
Sonsuzluğuma bir adım kaldı
Sensiz gidiyorum sonsuzluğa
Sen gelme istemem
Çünkü sana yakışan yer burası
Bu kahpe yalan dünya
Bir zamanlar sensiz olamam derdim
İnanma bak sensiz nasıl da oluyorum
Sakın ağlama; o gözyaşlarında
Kendin gibi yalan çünkü
Sensiz gidiyorum şimdi
Sensiz bir hayat kurmaya
Sonsuzluğumla buluşmaya gidiyorum
Elveda yalancı dünyanın yalan İNSANI..


Biz Hiç "Biz" Olduk mu? / Geç Kaldın ...












Geç kaldın her şeye... Geç kaldın bana... Geç kaldım sana...

Bulunduğun zamana ait şeyler yaşayamadın sen.
Hep "Sonra..." diye başlayan cümleler kurdun.
Hep " Belki bir gün..." diye temennilerde bulundun.
Dilemek yetmiyormuş bazı şeyleri, bütün benliğinle istemek lazımmış.
Başarmak için ölesiye çabalamak...
Dahası cesur olmak lazımmış.
Aşkda, sevgide, nefrette, acıda, mutlulukta...
Niye erteledik?
Sahi, biz hiç "biz" olduk mu ???


Nasıl Girdik Bir Birimizin Aklına...?





Nasil girdik birbirimizin aklina?
Carpistik mi? Hayir.Yildirim carpmasi miydi?
Yok canim! Sen zaten paratoner gibiydin, benim firtinalarim ise cok basKa
kalplerin cografyalarinda esiyordu.

Tanistik, birbirimizi tanidik mi?
Tanistigimiz pek soylenemez, birbirimizi tanidigimiz ise hic soylenemez…

Yavas yavas birbirimize alistigimiz icin mi oldu butun bunlar?
Hayir. Bir turlu alisamadik birbirimize.Sen hâlâ irkiliyorsun!
Ben hâlâ laflarimi karistiriyorum…Dogrusu su ki, birbirimizin yanindan gelip gecerken, ne olduysa oldu iste,
takildik,
hatta yapistik sanki…Senin sozlerin kaldi bende, benim gozlerim sende…
Senin basini one egisin, gulusun, onca kalabalik icinde kendi basinaligin iz
birakti bende…
Benim bakislarim kaldi sende…
Senin yuruyusun, benim durusum…Iki de bir cikan bir kopca gibi, ikide bir acilan citcit gibi
Bir baglandik, bir koptuk; bir takildik, bir ayrildik.
Her ayrilista kimselerin anlayamadigi, isitemedigi kucuk bir "cit" sesi
cikti belki.
Ama o her "cit" kemiklerimiz kiriliyormus gibi aci veriyordu…

Ayrilik dedigim, oyle melodram sahneleri degil elbette.
Kalpte bir sizinti, esirgen mi? bir bakis ve inatci bir suskunluktu bizim
icin ayrilik…
En beteri ise davranis dilimize dokulmus inkâr ve reddetmeydi…
Anlayamadik gitti bunu.

Basimiza gelen bu tuhaf seyi yok saydik;
Gulduk gectik bazen, baska seylere yorduk.
Uzerine gitmedik.
Ama uzerinden de gecemedik iste!

Birbirimizden ayri, kendi hayatlarimizin irmaginda akip durduk.
Asklar, acilar yasadik; sevdik, sevildik, sevindik, uzulduk.
Yine de benim aklimin kuytusunda hep sen vardin, senin aklinin kuytusunda
hep ben…

Sen hep ortalarda gorunmemi istedin, ben de seni hep gorebilmeyi…

Birbirimiz icin "deniz feneri" gibiyiz artik.
IsIklarin yanmadiginda kotu oluyorum.
Isigimi goremediginde telasa kapiliyorsun.

Biliyorum, biliyorum.
Ve kayaliklara carpmadan yol alabilmek icin,
bundan boyle birbirimizin iyice uzagindan gececegimizi de biliyorum…



aŞk ... senDin .. ! Ve Biz’dik .. !




Huzur ... ?
Sendin .
Sana bakmaktı , bana bakmandı uzun uzun ... !
DudakLarının aLnıma değmesiydi .

Güven ... ?
Sendin .
ELLerinin eLLerimi sımsıkı kavramasıydı yabancı bir şehirde ... !
Bana dokunmaya , beni incitmeye korkmandı .

MutLuLuk ... ?
Sendin .
Tenimi senden ayıramıyor oLmamdı ... !
Yanında oLmaktı ... sabaha beraber uyanmaktı .
Susup susup gözLerimizi konuşturmamızdı .

Tebessüm ... ?
Sendin .
Burnuma kondurduğun öpücüktü .
İnadına kızdırmaLarındı beni .

aŞk ... ?
Sendin .
Ve Biz’dik .
Sımsıkı sarıLmaLarımızdı .
KokunLa uyumaktı .
SaçLarıma dokunmandı .
Bunca yıL kopamıyor oLmaktı .
Bunca yıL haLa deLi gibi özLeyebiLmekti .

Çok özLüyorum seni ...
Hep özLüyorum seni ...
Hep daha fazLa özLemek istiyorum seni ... !
Seni çok seviyorum .
En Fazla İçimde Ölürsün...






En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz


En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare'mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde





En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?


En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim


Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk

Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım


Kahraman Tazeoğlu