skip to main |
skip to sidebar
ßütün yollar sensin artık...

Öksüz akşamların kucağına sakladım bütün şiirlerimizi
Seni bekledim ne beklediğimi bilmeden yolların son duraklarında
Yoksun ne köhnemiş bir şehirhattı vapur iskelesinde
Ne de karatren dumanlarına bulanmış kasaba istasyonlarında
Ayak izlerine basan yorgun ayaklarımda yangın ateşi
Bütün yollar sensiz bütün duraklar bensiz artık…
Kan kızılı oldu sevdamızı harmanladığımız laleler
Bütün papatya beyazlarında kirli bir gri bulaşığı
İdamlık mahkum boynu büküklüğünde bir gelincik
Dudaklarına özenen bütün güllerde acı bir tebessüm
Göçmen kuşlar götürmüş kokunu gizlediğim iğde çiçeklerini
Bütün çiçekler sensiz bütün bahçeler bensiz artık…
Ben sustukça gözlerimdeki şarkılar fısıldadı yokluğunu rüzgarlara
Sararmış kağıtlarda hazin bir nota artık her damla gözyaşım
“Gitme kal” nağmeleri inliyor bütün tozlu plaklarda
Segah paslı bir hançer nihavend yağlı bir urgan
Dudaklarımda Sezen Aksu “vazgeçtim”i söylerken
Bütün şarkılar sensiz bütün besteler bensiz artık
İrfan ÖZCAN
Gitme ruhum...

Sen yokken hicran düser bu sehre
Gitme sevgim..
Sen yokken tutsak düserim bir isyan gecesine
Ölürüm..
Sen yokken..
Ket vurur sehir isIklari söz vermis bir aska..
Bilmem,bilemem..
Ferin aydinlatir mi içimi bir daha..
Kaybolursun puslu rüyalarin ardinda
Gurura yokus sevdalarda..
Birileri agliyordu hesapsiz gidisime
Annem agliyordu
Senle süslenmis sokaklardan geçerken ben agliyordum
Ama olsun dedimya bitanem andim olsun yazgima
Atacagim seni,silecegim gözlerimden
Uyandik rüyamizin en güzel yerinde
Simdi gözlerim yagmur sonrasi
Birkaç bugulu hatiran bana kalan
Avuçlarimda iki yüzük
Aci yazima yemin olan
Aci yazgima sebep sevdan...
Biliyorum agliyorsun bir yerlerde
Ben de agliyorum
Kadere inat hala sana
Derinlerimden can alan canimi aliyor
Nasil unutabilirim ki seni
Unutamam...
Unutamam yas tutmus yüregimi..
Gölgen düser sarp aksamlarima
Bir kadin agliyor içimde
Bende ki bana çok uzaklarda
Kapinda günlerim her gece
Tutumamam..
Sende ki sana...
Ayrilik ateşi sarsada bedenimi,Melekler şahit benim bu aŞkima
Seni ben canım diye anlatmak istiyorum...

Seni ben roman roman seni ben sayfa sayfa
...............Seni ben satır satır anlatmak istiyorum....!
............Seni ben şarkılara name name inleyen
.........Seni ben mızraplara telden tele gezinen
......Seni ben notalardan bir tatlı ses isteyen
...Seni ben tane tane anlatmak istiyorum...!
....Seni ben gonca güle; feryat eden bülbüle
......Seni ben ceylanlara seni ben kekliklere
........Seni ben kardelene seni ben çiğdemlere
..........Seni ben koku koku anlatmak istiyorum...!
.............Seni ben akşamları gam yüklü kervanlara
................Seni ben sevgisini bir pula satanlara
..................Seni ben nefesinden, canından bıkanlara
.....................Seni ben hayat hayat anlatmak istiyorum...!
Seni ben siyahlardan başka rengi bilmeyen
Seni ben yüreklere adam gibi girmeyen
Seni ben sevdiğini Mecnun gibi sevmeyen
Seni ben sevda sevda anlatmak istiyorum...!
..................................Seni ben bir simidi ikiye bölmeyeni
.............................Seni ben bir nefeste kapıya gelmeyeni
.........................Seni ben sever iken kıymetler bilmeyeni
......................Seni ben adım adım anlatmak istiyorum...!
.................Seni ben yüreklere haramiler salanı
...............Seni bence kalpten sevgi çalanı
...........Seni ben sevdaları renkten renge koyanı
Seni ben mavi mavi anlatmak istiyorum...!
Seni ben deniz deniz seni ben dalga dalga
Seni ben yağmur yağmur seni ben damla damla,
Seni ben bu dünyada duyana duymayana,
Seni ben ferman ferman anlatmak istiyorum...!
........Seni ben tarihlerden bir tarih yaratarak
..........Seni ben damla damla avuçlara alarak
.............Seni ben son menzile kah düşerek kalkarak
................Seni ben nefes nefes anlatmak istiyorum...!
...................Anlatmak istiyorum seni ben bu dünyaya
.....................Anlatmak istiyorum seni arş-ı aleme
.........................Bilmem ne zaman doğmuş doğacak olanlara
.............................Seni ben canım diye anlatmak istiyorum
Acırım;acıtamam...Yazım yarım kalır;anlatamam...

Birkaç nota düşer yanaklarımdan kağıda. O eşsiz ezgisi başlar önce kemanda. Kulaklarım rahatlar,ezgi ilerledikçe bir fırça dokunur dudaklarıma.Sonra siyah bir ünlem (!) Birden bire bozuluverir ses. Cızz diye kalbim acır,teller kopar.. Hayat kopar senin bittiğin yerde..
Mutluluk bahçemde oynayan mavi çocuk..
Senin elinde bir elmaşekeri,kaçırıverirsin yüreqimi. Bir kırmızı şekere aldanan mavi çocuğum,bir sen.. Sen çocuğu alır gidersin,ben eksi yön olurum sen eksi yön itersin beni gelemem... Sonra yalnızlık başlar ayak uçlarımda,ortada yüreqimi vurur,aklımda son bulur..
Ben koşa koşa ararım yüreqimi.. Her bir caddeni usanmadan tararım. Bakarım,izlerim,anlarım;gidemem.. Göremem seni.. Hissederim,belli edemem..
Her bir evinin kapısı çalarım varsın diye. Misafir oluveririm. İtiraz edemem. Birkaç sohbet,bir iki cümle. Sokaklara dönerim sonra koşa koşa..
Ararım,görürüm;belli edemem...
Sonra son perdesi açılır oyunun. Habersizce arkadan bir fon müzik. Öylece bakakalırım orta yerde.Her geçenden bir tokat,her geçenden bir darbe.. itiraz'ım gözyaşlarımla örtülür. Müzik bitmeye yakın geri döner çocuğum. Ben çocuk sen çocuk.. Ve sonbir darbe,yığılıp kalmışım ben.. Gözlerim açık görürüm,ağlarım;belli edemem.. Müzik tekrar bozulur kemanda. Önümde pes ettiğim beklentilerim. Selam beklerler isterim;kalkamam.. Tek bi alkış acı'dan bana..
Acırım;acıtamam...
Yazım yarım kalır;anlatamam...
Ben hüzün dolu bir kitabım ...

İnsan ömrü bir kitap misali değil midir?
Kimininki bir satırlık, kimininki bin sayfalıktır
Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir...
Ben hüzün dolu bir kitabım
Benim acılarım sayfa, göz yaşlarımsa mürekkep oldu
Anlattılar birer birer, ama konu hep aynıydı
Hayat akışım bir çizgiydi, çizginin adı ise "hüzün"
Ben hüzün dolu bir kitabım
Senaryo baştan belliymiş, acılar benim kaderimmiş
Mutluluğu yakalamaya uğraşırken, tebessüm etmek bile
Yasakmış
İstesem de istemesem de oynamaya mecburum
Ben hüzün dolu bir kitabım
Aşk'tır karanlıkta insanı aydınlatan
O'dur insanın ruhunu, beynini güzelleştiren
Ben mahrum kaldım aşka, hala karanlıktayım
Ben hüzün dolu bir kitabım
Yaşanmamış bir sevgiyle!Seviyorum seni...

Seviyorum seni be
Öylesine değil
Benzemiyor
Duyduğum hiçbir sevgiye
Ya da anlatılanlardan
Hiçbirine
Kıskanmayı çılgınca
Hatırlamayı
Seninle ilgili he şeyi sende
Belki bir şarkı
Bir çay bahçesi belki
Renk ya da
Bir kelime bazen
Öyleki
o anda
olmuyor
seni düşünmeden
küçük imalarını
zayıf yönlerimi yüzüme vuran
zerre kırmada
sabrını, ki
halinden bellidir
beni anlayan
yapma gayretini
mutlu olacağımı bildiklerini
hatta o şirin telaşını
aşkının
ses tonuna yansımasını
yanındayken bile
bana duyduğun özlemin
gözlerinde parlamasını
aynı anda
aynı cümleyi söyleyişimizi
aynı davranışımızı
kimi zaman
ince konularda
hemfikir oluşumuzu
duyduğumuz güvenin
sonsuzluğunu!
Aşığım be canım
Sana ve
Seninle gelen her şeye
Seviyorum seni be
Yaşanmamış bir sevgiyle!
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider,
Zamanla ...
Unuturuz yüzü ve sesi unuturuz
Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz
Aramak daha uzagı, pesini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider, zamanla,
Taptıgımız öteki, yagmur altında aradıgımız
Bir bakısının etrafında köle oldugumuz öteki
Arasında satırların , kelimelerin
Ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin
Her sey görünmez olur,
Zamanla ...
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider zamanla
En güzel anılar gibi, dilinden düsmeyenlerden birisidir
Galeri Farfouille’de, ölüler kısmında
Cumartesi gecesi sefkat alıp basını yapayalnız gittiginde
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider zamanla
Bir rom için, bir hiç için inandıgımız öteki
Rüzgar ve mücevherler verdigimiz öteki
Birkaç asagılık sey ugruna ruhunu satan için
Neyin karsısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi
Geçer, her sey iyi olur
Zamanla...
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider zamanla
Unuturuz tutkuları ve sesleri unuturuz.
Size yoksul insanların sözcüklerini en düsük sesle söyleyenleri
Fazla gecikmeyen, her seyden önemlisi fark etmeyen sogugu
Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider
Zamanla ...
Ve çatlamak üzere olan atlar gibi beyazlamıs hissederiz
Ve kaderin yatagında buz tutmus gibi hissederiz
Ve belki yapayalnız ama kederli hissederiz
Ve kayıp yıllarla yanıldıgımızı hissederiz
Demek ki gerçekten
Sevilmeyiz artık,
Zamanla ...
Elimi uzatsam tutabilirdim seni..
Bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. Geyik soluk soluğaydı yorgundu bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. Koşuyordu. Koşmak kurtuluş değildi belki ama bir ümitti. Koşmalıydı.
Oysa birer namlu ağzındaydı kurdun gözleri. Avına güvenle şehvetle yaklaşıyordu. yeni bilenmiş sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. Bütün dileği et ve kandı. İstese geyiğe hemen yetis¸ebilirdi ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu.
Ben seni düşünüyordum çünkü geceydi. Sevişme zamanıydı insanların. yalnızdım. beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. kapılar tüylü yumuşak battaniyelere benziyordu.
Ben seni düşünüyordum. Kimbilir ne güzeldin soyunduğun zaman? Nasıl kadındın? Nasıl öpüşürdün kimbilir? Nasıl kadın kadın kokardı her yerin? tutup avuçlarıma sığdırıyorum seni gözlerime dudaklarıma sığdırıyorum.
Sensiz kahrolmak vardı. Seninle yaşamak vardı dolu dizgin. Seninle hergece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. Odalara sığmamak vardı. Bir sel gibi taşmak vardı gecelerden.
Elimi uzatsam tutabilirdim seni öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti.
Tuttum resmini indirdim duvardan.
Duvar ağlamaya başladı…
Umit Yasar OGUZCAN
Kahretsin...
Varlığını bildikçe boğuluyorum bedenimde.
Damarlarımdan kanım çekiliyor,
Kulağıma çalındıkça isminin her hecesi.
Asıklığım yüzüme bir felç gibi iniyor.
Ciğerlerimde zifir karanlık..
Ruhuma işleyen nefret-i soğuk.
Yutkundukça gırtlağımda bir boğuk....!
Ne aklıma gel şimdi.
Ne de kör olmadıkça ben çıkma karşıma..
içimdeki zerremisin
beni amansız bir yola sürdünde
bir dermanı bulamadım hala bu yolda
nesin sen içimdeki zifirmisin
karanlıktan katı öksürüklerimi boğduğum..
bedenimde titreklikmisin üşümekten öte nefrete yakın..
şimdi gittin..peki gidenin bıraktığı neydi ..
senin gölgen bile kalmamışken..
güneşin vurması bir yana
hangi çırpınan dalga da geçeceksin önümden
ben kayalıklarda ölümü düşünürken..
baharmıydı senin gelişinki
giderkende bahar olsun...
şimdi git demiyeceğim sana git
yolun açık..gözlerin açık..bahtın açık..
ama ruhun karanlıkta olsun....
ben seni unuttum
belki unuttum sandığım anlarda bile
seni tek hatırlatan nefretimin sevmediğim dakikalarıydı..
şimdi son sigaramı içeceğim gibi geliyor bana..
ama senin yaktığın kadar kor değil külündeki ateş..
bilki hiçbir düşman olmayacaktı senin kadar kalleş
şimdi git mesafelerin bilmediği bir yere...
değişen sen yok olan ben..!!!
bir zamanlar bir sevgiydin içimde
şimdi ise bomboş hatıralar...!!!
sevgimi hice sayan sen
şimdide sevğime muhtaç olan sen..!!!
varlığımın kiymetını bilmeyen sen
şu an bir gram sevğime
tapan sen...
ah be güzelim nerelerda kalmıştık
hatırla bir..
o masum yıllarda
bir kuşun kanadını çırpması kadar az zamalarda
bir telefon sesınde
sokakta gözgöze gelinen o kısa anlarda
hatırladığımda içimin ürperdığı
yüreğimin daraldığı zamanlarda..!!
bizler o güzel yılların kıymetını bilemdik
geriye getıremiyeceğimiz o güzel yılları
hoş gelse ne olurdu..
değişen sen yok olan ben..!!!
neyse unut gitsin var olmayacak ben
kaybolan beden....
Todeath
Özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Can yücel
gidişinle kahrolduğum..
ellerimi birakma sevdiğim
ellerimin sana ihtıyacı var
gözlerini benden eksik etme sevdiğim
aşkımın ona ihtıyacı var
canımdan var olmuşsun sevdığım
gidişini kaldırmaz bu bendenım
ey uğruna can verdığım
nerde olsan hisettığım
gelişinle var olup
gidişinle kahrolduğum..
Todeath
olsanda boş olmasanda...!!!
Bir sessizlik çökmüstü yüreğime...
Bu kadar uzaktasın ama seni ta içimde hisediyorum..
hisediyorum ama sabah olunca herşey normale giriyor
ah be sevdiğim nerdesin kimlerlesin
hiç demezmısın bu can ne yapar
hiç demezmsin bensiz yaşayazmaz
senle var oldum senle bittim farkındamısın
ama olsun be can sensizde seni yaşayacağım ...
belki bir sabah çikar gelirsin
gelirmisin beklediğimi bilsen
gelsen eskisi gibi olurmu dersin
kırılan kalbim düzelirmi
sevmek derinden seni sensiz
yaşamak varmışın gibi
senle kalkıp senle yatmak
nasıl birşeydir bilirmisin
belki bilsen burda olurdun ya
olsanda boş olmasanda...!!!
Todeath
Gittin ya işte...

Bir damla gözyaşına hapsedip dağ gibi hatıraları
Gözlerinden zehir gibi bir kahverengi damlatarak
Dökerek saçlarından cehennem karalarını
Gittin ya dinlemeden radyoda unuttuğumuz son şarkımızı
Ben de gittim arkan sıra
Dudaklarımda dilsiz bir ıslık
Avuçlarımda birer damla kurumuş kan pıhtısı…
Gittin ya işte
Yerin yedi kat dibine gömüp ölümsüz bir sevdayı
Ceplerine doldurup gökyüzünün bütün yıldızlarını
Dilim dilim doğrayıp alemin bütün mehtaplarını
Gittin ya azbeyazlığına saklayıp iğde çiçeklerini
Ben de gittim peşin sıra
Gözlerimde benim “ben”im
Ellerimde unuttuğun ellerinin ateşi…
Gittin ya işte
Kırlangıç kanatlarına yükleyip kurşun gibi bir geçmişi
Toplayıp bahçeme ektiğin bütün yediverenleri
Cehennem ateşine verip bütün şiirlerimizi
Gittin ya rüyalarımızı aydınlatan dolunaylarımızı söndürüp
Ben de gittim ardın sıra
Dudaklarımda “yalnızca sitem”
Sırtımda paslı bir hançer kesiği….
İrfan ÖZCAN
Unutabilir misin Beni...

topla arkan sıra bıraktığın gözyaşlarını
boğuluyorum artık
beni attığın denizlerinde
kır bütün dallarını birer birer
adını kazıdığım ıhlamur ağaçlarının
buğusuna resmini parmak uçlarımla cizdiğim
bütün camları parçala istersen
unutturabilir misin adını
tırnaklarınla bilediğin bıçaklarla doğruyorsun
bütün ebemkuşaklarını
gökyüzünden yağmur gibi renklerin dökülüyor
çöllerimin kızgın kumlarına
adım adım seni aradığım ıssız sokaklarında
silebilir misin adreslerini
ürküttüğün ceylanlarım saklanıyor
hapsolduğum gözlerinin zindanlarında
kırlangıçların kanatlarından düşüyor
sevda adına biriktirdiklerimiz
kurusa da saksılarında
ellerimizle ektiğimiz sardunyalar
alabilir misin kokularını
yıldızlar getirmiştim sana samanyolundan
esmer bir ayışığıydı avuçlarına doldurduğum
güneş bile kıskanırdı dudaklarımızda yanan ateşi
atsan da okunmuş bir kitap gibi
cehennem ateşlerine bütün hatıralarını
soğutabilir misin tenimdeki sıcaklığını
unutabilir misin beni
seni unuttuğum kadar….
İrfan Özcan
kağıdımın,kalemimle ...

kağıdımın,kalemimle bütünleştiği bir akşamın demindeyim
her satıra seni anlatmak istiyor kalemim
her satırda seni hissetmek istiyor kağıdım
tane tane,damla damla,nokta nokta
karşılıksız yüzüne bakmak
ifadesiz gözlerine dalmak,saatelerce,haftalarca,aylarca
yüreğimle,aklımla,suretimle
zamansız bir şekilde
ucuz aşk romanları gibi sahte hikayemsin benim
değersiz bir aşka açıyorum yelkenlerimi
rüzgarımsa en şiddetlisinden bir fırtına
tek bir esintisi alıp götürüyor seni benden
gelmediğin yerden gidiyorsun
kaç yaz geçecek acaba beklerken seni
bu rıhtıma daha kaç bahar,kış,güz sığdıracak kalbim
sürekli fırtınalı mı olcak bu diyarlar
en derinlerde ne kadar saklanacak
gitmemek üzere ne zaman geleceksin??
Sen ayrı durdukça üşür sol yanım...
Aşkımızın umutsuz resmine bakınca çekilir kanım
Senin bir ümidine aşka yeniden hefesleniyor canım
Yar kalbime dudaklarınla dokunma
Ayrı kaldıkça kalbim ağlar
Seninle olamayışım içimi dağlar
Bu derdimi kimler umursar
Yar kalbime dudaklarınla dokunma
Aşkımızın güzel olacağını filmler anlatır
Tatlı dilin için bu can herşeye katlanır
İçimde hep sevgin saklıdır
Yar kalbime dudaklarınla dokunma
Baharın geldiğini göremedim
Bir gün olsun gönülden sevemedim
Nur yüzünü bakıp bakıp ezberledim
Yar kalbime dudaklarınla dokunma
Aşk başımı öne eğdirdi
Katlanılmayan acıları öğretti
Şu kalbim aşkını hep arkadan seyretti
Yar kalbime dudaklarınla dokunma
Kapına geldım yine...

Kaç kez bozdum yeminimi;vazgeçemedim senden,
İşte bak! kapındayım yine,suçlu çocuklar gibi.
Seviyorum demesende, sevmiyorum deme ne olur!
Dalgaların savurduğu kum taneleri gibi dağılırım,
Gözlerimdeki buğuyu, içimdeki korkuyu anla artık.
Kaç kez doğdu, kaç kez battı bu güneş sensizliğe,
İşte bak! takvimler bıraktığın gibi duruyor oysa;
Yaşanmamış aşkların günahını bana yükleme ne olur.
Fırtınaların savurduğu kuru yapraklar gibi dağılırım,
Gönlümdeki yangını, umudumdaki kaygıyı anla artık.
Kaç kez tövbe ettim bir daha sevmeyeceğim diye,
Oysa; nefret etmeye çalıştıkca daha çok sevdim seni.
İçeri almasanda, kovma kapından ne olur...
Volkanların savurduğu kül taneleri gibi dağılırım,
Sen olmadan nefes bile alamıyorum anla artık ne olur.