Gittin ya işte...
Bir damla gözyaşına hapsedip dağ gibi hatıraları
Gözlerinden zehir gibi bir kahverengi damlatarak
Dökerek saçlarından cehennem karalarını
Gittin ya dinlemeden radyoda unuttuğumuz son şarkımızı
Ben de gittim arkan sıra
Dudaklarımda dilsiz bir ıslık
Avuçlarımda birer damla kurumuş kan pıhtısı…
Gittin ya işte
Yerin yedi kat dibine gömüp ölümsüz bir sevdayı
Ceplerine doldurup gökyüzünün bütün yıldızlarını
Dilim dilim doğrayıp alemin bütün mehtaplarını
Gittin ya azbeyazlığına saklayıp iğde çiçeklerini
Ben de gittim peşin sıra
Gözlerimde benim “ben”im
Ellerimde unuttuğun ellerinin ateşi…
Gittin ya işte
Kırlangıç kanatlarına yükleyip kurşun gibi bir geçmişi
Toplayıp bahçeme ektiğin bütün yediverenleri
Cehennem ateşine verip bütün şiirlerimizi
Gittin ya rüyalarımızı aydınlatan dolunaylarımızı söndürüp
Ben de gittim ardın sıra
Dudaklarımda “yalnızca sitem”
Sırtımda paslı bir hançer kesiği….
İrfan ÖZCAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder