15 Eylül 2008 Pazartesi




Gittin ya işte...








Bir damla gözyaşına hapsedip dağ gibi hatıraları

Gözlerinden zehir gibi bir kahverengi damlatarak

Dökerek saçlarından cehennem karalarını

Gittin ya dinlemeden radyoda unuttuğumuz son şarkımızı

Ben de gittim arkan sıra

Dudaklarımda dilsiz bir ıslık

Avuçlarımda birer damla kurumuş kan pıhtısı…



Gittin ya işte

Yerin yedi kat dibine gömüp ölümsüz bir sevdayı

Ceplerine doldurup gökyüzünün bütün yıldızlarını

Dilim dilim doğrayıp alemin bütün mehtaplarını

Gittin ya azbeyazlığına saklayıp iğde çiçeklerini

Ben de gittim peşin sıra

Gözlerimde benim “ben”im

Ellerimde unuttuğun ellerinin ateşi…



Gittin ya işte

Kırlangıç kanatlarına yükleyip kurşun gibi bir geçmişi

Toplayıp bahçeme ektiğin bütün yediverenleri

Cehennem ateşine verip bütün şiirlerimizi

Gittin ya rüyalarımızı aydınlatan dolunaylarımızı söndürüp

Ben de gittim ardın sıra

Dudaklarımda “yalnızca sitem”

Sırtımda paslı bir hançer kesiği….







İrfan ÖZCAN

Hiç yorum yok: