| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 667x582. |
23 Kasım 2008 Pazar
Öğrendikçe Büyüdüm...

Öğrendikçe büyüyormuş insan büyüdükçe öğrenmiyormuş.
Ve ben öğrendim ki hayat her daim güzelmiş.
Mutlu olmak başkalarına değil kendine bağlıymış insanın.
Sevmek mutlu olmaya yetmiyormuş.
Ve sevilmekte mutlu olmak değilmiş.
Mutluluk bir kuşun kanadında kelebeğin kozasındaymış.
En değerli servet yüreğindeymiş insanın.
En değersizi de…
Öğrendim ki iyilik yaptıkça değer kazanıyormuş yürekte ki inci
Ve kötülük yaptıkça çürürmüş yürek
Değersiz olurmuş
Öğrendim ki hayatın boğazına yapışmak lazımmış
Hayatın ucundan tutmamak…
Öğrendim ki hayat ayrıntıda gizliymiş
Öğrendim ki aşkın mevsimi yokmuş
Yürek hangi mevsimde atarsa
O zamanmış aşk zamanı
Ayrılık mevsimi yokmuş
Ayrılmak son değilmiş her zaman
Bazen sevmek yetmezmiş
Severken git demek belki de gitmek lazımmış
Öğrendim ki sevmek beraber olmak değilmiş sadece
Yürekte hissetmekmiş…
Öğrendim ki umutsuzluk her zaman kötü değilmiş
Umutsuzluk umut gelince daha çok sevinmekmiş bazen
Ve öğrendim ki ne yaşarsa yaşasın insan,
Keşke değil iyi ki demek lazımmış
Çünkü her keşke yeni bir şeyler daha katarmış hayata
Ve her keşke büyütürmüş insanı
Bu yüzden hayatımda ki her şeye iyi ki diyorum şimdi…
Ve ben öğrendim ki
Her iyi ki de biraz daha büyüyorum
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1056x800. |
Öğrendikçe büyüyormuş insan büyüdükçe öğrenmiyormuş.
Ve ben öğrendim ki hayat her daim güzelmiş.
Mutlu olmak başkalarına değil kendine bağlıymış insanın.
Sevmek mutlu olmaya yetmiyormuş.
Ve sevilmekte mutlu olmak değilmiş.
Mutluluk bir kuşun kanadında kelebeğin kozasındaymış.
En değerli servet yüreğindeymiş insanın.
En değersizi de…
Öğrendim ki iyilik yaptıkça değer kazanıyormuş yürekte ki inci
Ve kötülük yaptıkça çürürmüş yürek
Değersiz olurmuş
Öğrendim ki hayatın boğazına yapışmak lazımmış
Hayatın ucundan tutmamak…
Öğrendim ki hayat ayrıntıda gizliymiş
Öğrendim ki aşkın mevsimi yokmuş
Yürek hangi mevsimde atarsa
O zamanmış aşk zamanı
Ayrılık mevsimi yokmuş
Ayrılmak son değilmiş her zaman
Bazen sevmek yetmezmiş
Severken git demek belki de gitmek lazımmış
Öğrendim ki sevmek beraber olmak değilmiş sadece
Yürekte hissetmekmiş…
Öğrendim ki umutsuzluk her zaman kötü değilmiş
Umutsuzluk umut gelince daha çok sevinmekmiş bazen
Ve öğrendim ki ne yaşarsa yaşasın insan,
Keşke değil iyi ki demek lazımmış
Çünkü her keşke yeni bir şeyler daha katarmış hayata
Ve her keşke büyütürmüş insanı
Bu yüzden hayatımda ki her şeye iyi ki diyorum şimdi…
Ve ben öğrendim ki
Her iyi ki de biraz daha büyüyorum
Nefesimsin,içimsin,yüreğimin sesisin…
Yazmakla bitmez sevdam….
Anlatsam anlayamazsın !
Nefesimsin,içimsin,yüreğimin sesisin…
Sessizliğimin sesisin…
Söylemekle bitmez Sevdam..anlayamazsın !
Sevdamı saklıyordum…İsmini saklıyordum…
Yüreğime,kağıda,yollara,her yara ismini yazdım…
Seni Seviyorum'la donattım koca evreni…
Sevdam yazmakla,seni seviyorum demekle bitmez..Anlayamazsın !
Aşkım dedim,biriciğim dedim,CANIM dedim
Seni seviyorum dedim..Seni yazdım gecelerde…
Yollara yazdım ismini..yüreğime kazıdım hasretini
Olmuyor sevgili..olmuyor !
Yazmakla,çizmekle,özlemekle olmuyor !
Bunlarla bitmez sevdam…Bunlarla sınır değil Sevdam..!
Göremezsin Anlayamazsın !
Çılgın gecelerde,zifiri karanlıkta bekledim gözlerini
Gelmeni bekledim kapıda…
Sen yokken çırılçıplağım,üşüyorum,donuyorum sensiz..
Titriyorum..bedenim yalnızlığınla örtüşüyor
Yine de hayalini kuruyorum beraberliğimizin !
İçimi ısıtıyorsun,can veriyorsun,ben oluyorsun !
Anlayamazsın göremezsin…
Üşümekle beklemekle hayal kurmakla Bitmez sevdam..Anlayamazsın !
Şimdi çekinmeden yazıyorum seni..ismini
Korkmadan umudumu yitirmeden bekliyorum seni…
Bir sarılmayı,sıcacık gülüşü,omzunda yatmayı hayal ederek !
Severek hasretle bekliyorum !
Seni Sevdiğimi korkmadan söylüyorum…
Hiçbir şeyin sevdamı bitiremeyeceğini öğrendin sevgilim
Delice sevdiğimi özlediğimi ve beklediğimi
Neden hala gelmiyorsun ?
Neden hala uzaksın ?
Ben yenildim!..Kutlu olsun….

Çok yorgunum..
Uzun ve erdemli bir yürüyüşü bitirdim.
Doğru başlatıp, dürüst sürdürdüğüm
Ve.. İnsan kadar hataları olan.
Bir uzun yolu yürüdüm..
Ezmeden ve ezilmeden
Tertemiz bitirdim.
Yani yenildim !..
Kutlu olsun…
İnsan, çokların birliği..
Var olan var insan da.
İnsan, zıtların birliği..
Yok olan yok insan da..
Doğruya yanlış olmaz,
Yanlış doğruya yakışmaz..
Kırgınlık yok..
Kızgınlık yok..
Zaten böyle bir hak da yok !..
Kırgınlık ve kızgınlığım,
kendimden öte değil !..
Yani yenildim !..
Kutlu olsun…
Uzun yürüyüş bitti..
Üzülmüyorum.
Çünkü herşey başlar ve biter..
Eğer ki insan;
Sevgisini aklı, acısını kalbiyle,
Yaşamayı bilirse:
Anlamsızlık, anlatamamazlıktan öte değil.
Karmaşık ama anlamlı bir anlamsızlık bu,
Biliyorum geçici..
İnsan gibi, saygıyla sevdim.
Aşk; saygı ve önemle sevmektir..
Öyleyse pişmanlıkta yok..
Evet, uzun yürüyüşüm bitti !
Ve..
Ben yenildim!..
Kutlu olsun….
Çok yorgunum..
Uzun ve erdemli bir yürüyüşü bitirdim.
Doğru başlatıp, dürüst sürdürdüğüm
Ve.. İnsan kadar hataları olan.
Bir uzun yolu yürüdüm..
Ezmeden ve ezilmeden
Tertemiz bitirdim.
Yani yenildim !..
Kutlu olsun…
İnsan, çokların birliği..
Var olan var insan da.
İnsan, zıtların birliği..
Yok olan yok insan da..
Doğruya yanlış olmaz,
Yanlış doğruya yakışmaz..
Kırgınlık yok..
Kızgınlık yok..
Zaten böyle bir hak da yok !..
Kırgınlık ve kızgınlığım,
kendimden öte değil !..
Yani yenildim !..
Kutlu olsun…
Uzun yürüyüş bitti..
Üzülmüyorum.
Çünkü herşey başlar ve biter..
Eğer ki insan;
Sevgisini aklı, acısını kalbiyle,
Yaşamayı bilirse:
Anlamsızlık, anlatamamazlıktan öte değil.
Karmaşık ama anlamlı bir anlamsızlık bu,
Biliyorum geçici..
İnsan gibi, saygıyla sevdim.
Aşk; saygı ve önemle sevmektir..
Öyleyse pişmanlıkta yok..
Evet, uzun yürüyüşüm bitti !
Ve..
Ben yenildim!..
Kutlu olsun….
İzin ver yolları bitireyim...

Hayallerim gizlendiği yerden çıksın artık
Umut kalmamış vazgeçişler yaşıyor, yaşanmış çizilerim var unutulmuş hayallerim
Bekleyişlerdeyim... vazgeçişlerde...
Bir an olsun incilmeden sessiz sedasız yığılmalıyım öylece kaybedilmiş hayallerin arasında unutulmalı ezip geçilmeliyim...
Düşler sokağındayım... bulamadığım kaybedişlerimin arkasından aktığım boşluğa, izin ver geceyi yenip güne yığılayım... izin ver hayallerimin çizisinde kaybedişleri son kez yaşıyayım...
İzin ver yolları bitireyim...
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1044x898. |
Hayallerim gizlendiği yerden çıksın artık
Umut kalmamış vazgeçişler yaşıyor, yaşanmış çizilerim var unutulmuş hayallerim
Bekleyişlerdeyim... vazgeçişlerde...
Bir an olsun incilmeden sessiz sedasız yığılmalıyım öylece kaybedilmiş hayallerin arasında unutulmalı ezip geçilmeliyim...
Düşler sokağındayım... bulamadığım kaybedişlerimin arkasından aktığım boşluğa, izin ver geceyi yenip güne yığılayım... izin ver hayallerimin çizisinde kaybedişleri son kez yaşıyayım...
İzin ver yolları bitireyim...
Çok şeymi istedim...?

Elimi tutan biri olsun istedim.
Başımı yaslayacağım .
Gözyaşlarımı silecek biri ..
Yalanlardan ve yalancıLardan bıktım .
Çaresizdim !
Küçüktüm , küçücük ..
Ellerindi yüreğimi ısıtacak ..
Yüreğindi bana aşkı öğretecek ..
Masumdum ben , çok masum ..
Tertemizdi hayallerim ..
Rüyalarım ..
UmutLarım vardı .
Ve tebessüm eksik olmayan yüzüm ..
Eskiden aynanın karşısında saatlerce oynardım .
En çok zevk aldığımda annemin makyaj malzemeleriyLe gizlice boyanmaktı ..
Büyüdüm sanırdım kendimi ..
Ve boyumu uzun gösteRmek için giydiğim o kocaman topuklu ayakkabılarla "abla oldum ben " derdim ..
Yüzüm kirliydi belki ama ruhum temizdi ..
Yüreğim temizdi ..
Ellerim temizdi ..
Yarınlarımın kirleneceğinden .
Umutlarımın biteceğinden .
Sensiz kalacağımdan bir haber gülüyordum ..
Şimdi ..
Aynaya bakmaktan nefret eder oldum .
Çünkü her aynaya baktığımda .
Ben değil SeN duruyorsun karşımda .
Sarılmak istiyorum ..
Yanında olmak .
Ellerini istiyorum .
Nefesinin sıcaklığını hissetmek ..
O an sensizlik sızlatıyor içimi .
Yüreğim kanıyor hissediyorum ..
YalnızLığıma küfrediyorum .!
Çok mu şey istedim senden ..
Yüreğini istedim ..
..
Şimdi Sen'i vurdum sensizlikle ..
Yalnızlığıma küfrediyorum bu gece de ..
Öksüz kaldı yüreğim sensizlikte ..
Bana yüreğini ver sevgili ..
Bana beni geri veR ..
Elimi tutan biri olsun istedim.
Başımı yaslayacağım .
Gözyaşlarımı silecek biri ..
Yalanlardan ve yalancıLardan bıktım .
Çaresizdim !
Küçüktüm , küçücük ..
Ellerindi yüreğimi ısıtacak ..
Yüreğindi bana aşkı öğretecek ..
Masumdum ben , çok masum ..
Tertemizdi hayallerim ..
Rüyalarım ..
UmutLarım vardı .
Ve tebessüm eksik olmayan yüzüm ..
Eskiden aynanın karşısında saatlerce oynardım .
En çok zevk aldığımda annemin makyaj malzemeleriyLe gizlice boyanmaktı ..
Büyüdüm sanırdım kendimi ..
Ve boyumu uzun gösteRmek için giydiğim o kocaman topuklu ayakkabılarla "abla oldum ben " derdim ..
Yüzüm kirliydi belki ama ruhum temizdi ..
Yüreğim temizdi ..
Ellerim temizdi ..
Yarınlarımın kirleneceğinden .
Umutlarımın biteceğinden .
Sensiz kalacağımdan bir haber gülüyordum ..
Şimdi ..
Aynaya bakmaktan nefret eder oldum .
Çünkü her aynaya baktığımda .
Ben değil SeN duruyorsun karşımda .
Sarılmak istiyorum ..
Yanında olmak .
Ellerini istiyorum .
Nefesinin sıcaklığını hissetmek ..
O an sensizlik sızlatıyor içimi .
Yüreğim kanıyor hissediyorum ..
YalnızLığıma küfrediyorum .!
Çok mu şey istedim senden ..
Yüreğini istedim ..
..
Şimdi Sen'i vurdum sensizlikle ..
Yalnızlığıma küfrediyorum bu gece de ..
Öksüz kaldı yüreğim sensizlikte ..
Bana yüreğini ver sevgili ..
Bana beni geri veR ..
Bu gece....

"Sıcaklığına,ten kokuna,gözlerindeki umuda,sesinin tınısına ve tebessümünde gizli olan gamzene o kadar çok ihtiyacım var ki bu gece"
Bu gece diyorum, bu gece
Sen düşünce aklıma,akıllara ziyan hallerimle cebelleşiyorum
Biten bir hikayenin ardından teselli edenlerle kapışıyorum
Nerden bilebilirler ki sensizliği diyorum
Nerden anlayabilirler ki sen yokken beni
"Senden arta kalanlardır yeniden özlememin sebebi seni"
Hani sahilde saçını okşayan rüzgarı kıskanmam
Hani ellerini avuçlarıma aldığımdaki elimin teri
Yüzümün yanması,ilk dokunuş ürkekliğiyle
Hani bir resim karesindeki bizi yanlışlıkla yırtmam
Alev alev bakışlarından irkilmem var ya
Özlüyorum
"Taşıyor yüreğimin bendinden öteye,yaşan(a)mamışlıkların verdiği uktenin sızısı"
Bu gece
Bir çocuğun bakışlarındaki iç çekiş gibi
Çaresiz ve savunmasızım
Bir hançerin iki soğuk ucu gibi
Keskin ve çatıktır bakışlarım
Hırsından Kayaları delice döven dalgalar gibi
Hırçın ve huysuzum
Sensizliğin verdiği rolün repliğini unutan gibi
Telaşlı ve utangacım bu gece
"Sensizim diyorum,sensizim"
Bir solukta yaktığın bedenimi ilk kez bu kadar güçsüz ve aciz görüyorum
Ve ilk kez bu gece seni delice özlüyorum
Ve ilk kez yokluğuna "seni sevdim" diyebiliyorum
Seni sevdim
Yüreğimdeki yerine gelmeyeceğini bile bile
İlk kez
Ve Son Kez
Bu gece
Yine Seni sevdim
"Sıcaklığına,ten kokuna,gözlerindeki umuda,sesinin tınısına ve tebessümünde gizli olan gamzene o kadar çok ihtiyacım var ki bu gece"
Bu gece diyorum, bu gece
Sen düşünce aklıma,akıllara ziyan hallerimle cebelleşiyorum
Biten bir hikayenin ardından teselli edenlerle kapışıyorum
Nerden bilebilirler ki sensizliği diyorum
Nerden anlayabilirler ki sen yokken beni
"Senden arta kalanlardır yeniden özlememin sebebi seni"
Hani sahilde saçını okşayan rüzgarı kıskanmam
Hani ellerini avuçlarıma aldığımdaki elimin teri
Yüzümün yanması,ilk dokunuş ürkekliğiyle
Hani bir resim karesindeki bizi yanlışlıkla yırtmam
Alev alev bakışlarından irkilmem var ya
Özlüyorum
"Taşıyor yüreğimin bendinden öteye,yaşan(a)mamışlıkların verdiği uktenin sızısı"
Bu gece
Bir çocuğun bakışlarındaki iç çekiş gibi
Çaresiz ve savunmasızım
Bir hançerin iki soğuk ucu gibi
Keskin ve çatıktır bakışlarım
Hırsından Kayaları delice döven dalgalar gibi
Hırçın ve huysuzum
Sensizliğin verdiği rolün repliğini unutan gibi
Telaşlı ve utangacım bu gece
"Sensizim diyorum,sensizim"
Bir solukta yaktığın bedenimi ilk kez bu kadar güçsüz ve aciz görüyorum
Ve ilk kez bu gece seni delice özlüyorum
Ve ilk kez yokluğuna "seni sevdim" diyebiliyorum
Seni sevdim
Yüreğimdeki yerine gelmeyeceğini bile bile
İlk kez
Ve Son Kez
Bu gece
Yine Seni sevdim
Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
Yine...

Yine Aynı Vakitte Geldin,
Seni Aramışken, Bulamamışken,
Ve Artık Bezmişken Geldin..
Yetişmek Zorunda Olduğun Yerlerden Sonra,
Bana Da Geç Kalmamıştın..
Öylesine Uğramaların Koyuyor En Çok Bana,
Ayaküstü Lokantalar Gibiyim..
Ya İhtiyacın Olduğu İçin Burdayım,
Yada Ayak Alışkanlığı Olmuş
Senin İçin Benim Duygularım..
Ben Hapishanede Ziyaretçi Bekleyen Mahkum Değilim,
Yada Sandalyeye Bağlı Bir Hasta..
Merhamet Edip Gelme..
Dilenciymişim Gibi Sahte Sevgiler Verme Artık..!
Ve Şimdi Artık Sus, Sonsuza Kadar..
Anlamıyorum Sözlerini..
Vaatlerin Ve İltifatların,
Ne De Pişmanlıkların Zamanı Değil Artık..
Aklımda Davular Zurnalar,
Aklımda Bize Ait Olmayan Bir Düğün Yeri Var..
Mahşer Yerinde Kayıp Gibiyim..
Bir Kavganın Kargaşanın Anlamsızlığında
Bir Anlam Arıyorum Hala..
Varoluşunu Sorgulayan Onca İnsandan Biriyim Artık,
Konuşturma Beni..
Bilmiyorum
Bildiğim Doğrular Hala Doğrumu...
Yine Aynı Vakitte Geldin,
Seni Aramışken, Bulamamışken,
Ve Artık Bezmişken Geldin..
Yetişmek Zorunda Olduğun Yerlerden Sonra,
Bana Da Geç Kalmamıştın..
Öylesine Uğramaların Koyuyor En Çok Bana,
Ayaküstü Lokantalar Gibiyim..
Ya İhtiyacın Olduğu İçin Burdayım,
Yada Ayak Alışkanlığı Olmuş
Senin İçin Benim Duygularım..
Ben Hapishanede Ziyaretçi Bekleyen Mahkum Değilim,
Yada Sandalyeye Bağlı Bir Hasta..
Merhamet Edip Gelme..
Dilenciymişim Gibi Sahte Sevgiler Verme Artık..!
Ve Şimdi Artık Sus, Sonsuza Kadar..
Anlamıyorum Sözlerini..
Vaatlerin Ve İltifatların,
Ne De Pişmanlıkların Zamanı Değil Artık..
Aklımda Davular Zurnalar,
Aklımda Bize Ait Olmayan Bir Düğün Yeri Var..
Mahşer Yerinde Kayıp Gibiyim..
Bir Kavganın Kargaşanın Anlamsızlığında
Bir Anlam Arıyorum Hala..
Varoluşunu Sorgulayan Onca İnsandan Biriyim Artık,
Konuşturma Beni..
Bilmiyorum
Bildiğim Doğrular Hala Doğrumu...
Öyle özlüyorum ki seni...
Öyle özlüyorum ki seni...
Çünkü sevgim yaralı,sevgim tutsak,sevgim suskun...
Artık bulutlar kadar güzel,yalnızlık kadar ağır.. Ben her gece yıldızlara bakarak yüzleşiyorum sırtıma mıhladığın ayrılığınla, sen ki suçunla baş edemez, kandırırken kendini…Sebebler aradım içimde ayrılığına neden... Kendimden nefret ettim,sırf sen haklı çık diye… Sen mutlu ol sen düşünme diye… Yüzleşme içindeki şeytanın sen tarafıyla, düşünme bana yaptıklarını ,kahrolma diye…
Ömrümün delisi,sen doluydu geride bıraktığım dünler..Hayatımın en güzel gerçeğiydin sen...Bir meleğin sessizce etrafımda hissettirmeden gezinişi gibi, o meleksi tavrınla, etrafımda, sağımda, solumda, her yanımda oluşunu sevmiştim senin...Beni kıskanmanı,gözlerinle konuşmanı,
gözlerinle sevişini,gözlerinle ömrüme ömür katışını ve bana ben gibi sarılmanı sevmiştim!Ben senin çevrendeki tüm o gürültü,patırdıya rağmen içini kaplayan kimsesizliğini, sahiplenmek isteğiyle yanıp, tutuştuğum sahipsizliğini, paylaşmaktan korktuğun yalnızlığını sevmiştim.
Ne kadar katlayıp katlayıp bir köşeye yığsamda hayalini ,anılarımızı,bir daha hiç kullanmak istemeyişim burkuyor yüreğimi...Sen de böyle özlüyorsan diye üzülüyorum bazen, bilirim acını hiç dillendirmezsin sen, sadece çevirip gözlerini gökyüzüne yutkunursun...Niye mi hala seni düşünüyorum..Çünkü sensiz hiç bir sevabımı senli günahlarım kadar sevmedim...Senden gelen ayrılığı mı sevmeyeyim..
Çünkü yüreğinden mermi yiyen bir yangının artığıyız ikimiz…Seni sevmem için sana ihtiyacım yok çünkü ben seni sana rağmen sevdim!
Bak birtanem,sonunu bildiğim aşkımıza tutanak yazdım yine….Bana yaptıklarını aklamak,yazgımı teselli etmek düştü yine bana...Sana kanamadan, sana doyamadan, ardımda cevapsız sorularla, kanı pıhtılaşmaz yaralarımla sol yanımda, gideceğim canmm…Yanındayken nasıl sevdiysem seni uzağında da öyle seveceğim… Dişlerimi sıkarak, nefesimi tutarak, için için yanarak seveceğim canımm seni…
Hiç bilmediğin gibi…
Hiç bilemeyeceğin gibi...
Bir Çicek Aldım...
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700x490. |
Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
İki çay ısmarladım
Ben içtim
sen soğuttun
sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
çok dert etmedim
çünkü yoktun
dün gece yine yalnızdım
rahat ağladım
yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı
ve lambaları hiç karartmadım
dün gece
her gece gibi yalnızdım
sokağa çıktım
ve kendime bir çiçek aldım
sen sandım
Koklamadım.
Uğur Arslan
Yaşanmış hatıralar...

Yaşanmamış hatıralar bilirim
Büyülü sonbahar akşamlarında
Bulutlar üstünde su kenarında
Yalnız hayal edilen hatıralar
İşte; en ürpertici nağmelerle
Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar
Sen dudağında gülümsemelerle
Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim
Fakat yine bizbize, başbaşayız
Duymasan düşünmesen de; unutma
Bir daha bu anı yaşayamayız.
Görülmemiş manzaralar bilirim
Karda, kışta, belki de ilkbaharda
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda
Sadece hissedilen manzaralar
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur
Üşüyorum üşüyorum beni sar
Karanlık başladı, gitme ne olur
İnan değişen manzaralar değil
Kilometreler ayıramadı bizi
Fakat bir gün gelir de birleştirir
Beyaz bir güvercin kanadı bizi
Söylenilmemiş mısralar bilirim
Hüzün dolu yağmurlu gecelerde
Alev çalgıların sustuğu yerde
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar
Bilinen şeyler huzur içinde
Bilmenin bilinmez bir korkusu var
Bak bütün rüyalarım nur içinde
Çünkü, bugün havasını kokladığın
Denizaşırı bir diyar bilirim
Ve o diyarda seninle beraber
Yaşanmamış hatıralar bilirim
Ümit yaşar oğuzcan
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700x548. |
Yaşanmamış hatıralar bilirim
Büyülü sonbahar akşamlarında
Bulutlar üstünde su kenarında
Yalnız hayal edilen hatıralar
İşte; en ürpertici nağmelerle
Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar
Sen dudağında gülümsemelerle
Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim
Fakat yine bizbize, başbaşayız
Duymasan düşünmesen de; unutma
Bir daha bu anı yaşayamayız.
Görülmemiş manzaralar bilirim
Karda, kışta, belki de ilkbaharda
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda
Sadece hissedilen manzaralar
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur
Üşüyorum üşüyorum beni sar
Karanlık başladı, gitme ne olur
İnan değişen manzaralar değil
Kilometreler ayıramadı bizi
Fakat bir gün gelir de birleştirir
Beyaz bir güvercin kanadı bizi
Söylenilmemiş mısralar bilirim
Hüzün dolu yağmurlu gecelerde
Alev çalgıların sustuğu yerde
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar
Bilinen şeyler huzur içinde
Bilmenin bilinmez bir korkusu var
Bak bütün rüyalarım nur içinde
Çünkü, bugün havasını kokladığın
Denizaşırı bir diyar bilirim
Ve o diyarda seninle beraber
Yaşanmamış hatıralar bilirim
Ümit yaşar oğuzcan
Siyahı Sevmiyorum....
Tüm renklerimden kovuldum,
Siyahındayım bu gece...
Ne kadar sürede silinir ismim, bilmiyorum
Son kez kafa tutacağım kendime,
Son kez ruhum çırılçıplak kalacak, belki de...
Bütün hırsımı bu şiirden çıkartacağım
Ben kanadıkça kırmızı,Sigaram yandıkça duman olacak her satır
İnadına renk olacağım, siyahını bozmak için...
Biz, yandıkça yavaş yavaş tükeneceğiz
Ve sen küllerimizde kaybolacaksın...
Gölgemi kazıyorum duvarlardan, nicedir
Ya tümüyle senin olmalı, ya hiç olmamalı paronayasındayım...
Avuçlarımı sımsıkı kapattım,
Yine de su gibi akıp gidiyorsun, tutamıyorum
Attığım her adımda kendime yaklaşmaktan,
Yeni keşfettiğim yollarda, yeni çıkmazlar bulmaktan nasıl da sıkıldım...
Sanki bütün saklambaçlar benim içime saklanmış.......
Canım yandı,
Gerçeğimi bir hayale sattım, hayal beni hiçliğe sattı...
Bakışlarıma takılan izleri, gözyaşlarım temizleyemedi...
Bir resim gördüm, birkaç gün oldu
Yılların yaşanmışları, alıp başını yaşanmamışlara gitti
İçimdeki notayı, dinlediğim hiç bir şarkıcı tam basamadı...
Ruhum detone oldu....
Upuzun bir yolun tam ortasındayım,
Ne geri dönmek geliyor içimden, ne sana...
Yerimde sayıyorum,
Kendimi beklemekten, yoruldum
Siyahı sevmiyorum,
Gel al beni buradan, "kendime" rağmen.....
Tüm renklerimden kovuldum,
Siyahındayım bu gece...
Ne kadar sürede silinir ismim, bilmiyorum
Son kez kafa tutacağım kendime,
Son kez ruhum çırılçıplak kalacak, belki de...
Bütün hırsımı bu şiirden çıkartacağım
Ben kanadıkça kırmızı,Sigaram yandıkça duman olacak her satır
İnadına renk olacağım, siyahını bozmak için...
Biz, yandıkça yavaş yavaş tükeneceğiz
Ve sen küllerimizde kaybolacaksın...
Gölgemi kazıyorum duvarlardan, nicedir
Ya tümüyle senin olmalı, ya hiç olmamalı paronayasındayım...
Avuçlarımı sımsıkı kapattım,
Yine de su gibi akıp gidiyorsun, tutamıyorum
Attığım her adımda kendime yaklaşmaktan,
Yeni keşfettiğim yollarda, yeni çıkmazlar bulmaktan nasıl da sıkıldım...
Sanki bütün saklambaçlar benim içime saklanmış.......
Canım yandı,
Gerçeğimi bir hayale sattım, hayal beni hiçliğe sattı...
Bakışlarıma takılan izleri, gözyaşlarım temizleyemedi...
Bir resim gördüm, birkaç gün oldu
Yılların yaşanmışları, alıp başını yaşanmamışlara gitti
İçimdeki notayı, dinlediğim hiç bir şarkıcı tam basamadı...
Ruhum detone oldu....
Upuzun bir yolun tam ortasındayım,
Ne geri dönmek geliyor içimden, ne sana...
Yerimde sayıyorum,
Kendimi beklemekten, yoruldum
Siyahı sevmiyorum,
Gel al beni buradan, "kendime" rağmen.....
Yeni bir gün daha...
Yeniden bazı ruhlar bedenlerini terkedecekler hasta yatağında...
Bazıları hayat bulacaklar doğumhanelerde...
Dün olduğu gibi...
Yeniden...
Yeni bir gün daha...
Bilmem kaçıncı kez ölecek aşk acısı ile sevdalı kız...
Yine ağlayacak anneler,evlatlar üzmese de...
Yine de...
Yeni bir gün daha...
Cennete uyanacak bazı bedenler,kuş cıvıltılı bir sabah yerine...
Gürültü duyacak çoğu kulak müzik yerine...
Yine...
Yeni bir gün daha...
Yine pek çok insan yok yere kıracaklar birbirlerini...
Küsecekler barışmamak dileğiyle...
Yok yere...
Yeni bir gün daha...
Her şeye rağmen güzel şeyler de olacak bugün...
Sabır başarıya,beklenti gerçeğe dönüşecek yine...
Bugün...
Yeni bir gün daha...
Bazı şanslıların kalbi gümbürdeyecek...
Köşeyi dönüp O'nu görünce...
Aşık olacak insanlar...
Yeniden...
Yeni bir gün daha...
İnsanlar,hayal kuracaklar yine...
Gerçekleşse de gerçekleşmese de...
Büyük ve süslü hayaller,
Karamelli,çilekli hayaller...
Yine...
Yeni bir gün daha...
Yine bir sabah,öğle,akşam...
Ve gece...
Yine...
Can Sözer
Yeniden bazı ruhlar bedenlerini terkedecekler hasta yatağında...
Bazıları hayat bulacaklar doğumhanelerde...
Dün olduğu gibi...
Yeniden...
Yeni bir gün daha...
Bilmem kaçıncı kez ölecek aşk acısı ile sevdalı kız...
Yine ağlayacak anneler,evlatlar üzmese de...
Yine de...
Yeni bir gün daha...
Cennete uyanacak bazı bedenler,kuş cıvıltılı bir sabah yerine...
Gürültü duyacak çoğu kulak müzik yerine...
Yine...
Yeni bir gün daha...
Yine pek çok insan yok yere kıracaklar birbirlerini...
Küsecekler barışmamak dileğiyle...
Yok yere...
Yeni bir gün daha...
Her şeye rağmen güzel şeyler de olacak bugün...
Sabır başarıya,beklenti gerçeğe dönüşecek yine...
Bugün...
Yeni bir gün daha...
Bazı şanslıların kalbi gümbürdeyecek...
Köşeyi dönüp O'nu görünce...
Aşık olacak insanlar...
Yeniden...
Yeni bir gün daha...
İnsanlar,hayal kuracaklar yine...
Gerçekleşse de gerçekleşmese de...
Büyük ve süslü hayaller,
Karamelli,çilekli hayaller...
Yine...
Yeni bir gün daha...
Yine bir sabah,öğle,akşam...
Ve gece...
Yine...
Can Sözer
Bu sabahda senden vazgeçtim ...

Bu sabahta senden vazgeçtim,bütün sabahlar gibi...
güneşin ilk ışıklarına vererek umutlarımı,oyuncak dünyamın kapılarından çıkıp,girdim insan kalabalığına...
bu sabahta senden vazgeçtim,
kanlı bir gülücük dudağımda...
Bu sabahta senden vazgeçtim...insan kalabalıklarında kaybolursam, belki kaybolur diye düşündüğüm içimdeki aşkın,gözlerimde seni aratıyordu insan yüzlerinin tarifsiz derinliklerinde...
bu sabahta senden vazgeçtim,
paslı bir lanet dilimin ucunda...
Bu sabahta senden vazgeçtim...Kadifeden Kesemi takıp dudaklarıma,bir gülücük kondurup gözbebeklerime,girdim dünyanın koynuna...
bu sabahta senden vazgeçtim
sakladığım hüznüm damarlarımda...
Hatırlıyor musun dün sabahta senden vazgeçmiştim bu sabahda ...Bu akşam da senden vazgeçiyorum;
adresimi değiştirmedim:
Seni bekliyorum,
Senden vazgeçtiğimi görmen için.....!!!
Bu sabahta senden vazgeçtim,bütün sabahlar gibi...
güneşin ilk ışıklarına vererek umutlarımı,oyuncak dünyamın kapılarından çıkıp,girdim insan kalabalığına...
bu sabahta senden vazgeçtim,
kanlı bir gülücük dudağımda...
Bu sabahta senden vazgeçtim...insan kalabalıklarında kaybolursam, belki kaybolur diye düşündüğüm içimdeki aşkın,gözlerimde seni aratıyordu insan yüzlerinin tarifsiz derinliklerinde...
bu sabahta senden vazgeçtim,
paslı bir lanet dilimin ucunda...
Bu sabahta senden vazgeçtim...Kadifeden Kesemi takıp dudaklarıma,bir gülücük kondurup gözbebeklerime,girdim dünyanın koynuna...
bu sabahta senden vazgeçtim
sakladığım hüznüm damarlarımda...
Hatırlıyor musun dün sabahta senden vazgeçmiştim bu sabahda ...Bu akşam da senden vazgeçiyorum;
adresimi değiştirmedim:
Seni bekliyorum,
Senden vazgeçtiğimi görmen için.....!!!
sen yoksun...

bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız
durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor
ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti,
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor, her gece
dudağımda bir şiirin kanadığını
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1144x888. |
bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız
durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor
ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti,
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor, her gece
dudağımda bir şiirin kanadığını
Son kez dokunuyor sözcüklerim kalbine..

Bilirim..
Dokundukça acıtır..
Acıttıkça kanatır..
Damarlarında kan yerine kelimelerin zehiri dolanır..
Vücuduna yayıldıkça pişmanlıkların..
Bir daha yaşamak için can attığın anıların altında ezilirsin...
"Ölmek istersin...Ölemezsin...!"
..
Aniden pişmanlıkları bir çırpıda elinin tersiyle itmeye çalışırsın..
"Keşke"lerinin gölgesi "iyiki"lerini boğar..
Kararır düşlerin,söner hayallerin,yapayalnız kalırsın..
"Dönmek istersin geri..Dönemezsin...!"
..
Hani gidişindeki sessiz çığlık var ya..
Hani "hoşçakal" derken "gitme" dememi bekleyen o gözlerin..
Hani uzanıp elini tutmamı beklediğin o çıldırtan dokunuşum..
Hani sen giderken benden,heybene doldurduğun o yaşanmışlıklar var ya..
İşte bu kısır döngü..
Acıtır..
İnceden inceye sızlatır..
Akar gider gözyaşın,gözlerinden hesap sormadan..
Aktığı yerde derin iz bırakır..
Benden sana kalan hatıralardır o izler..
..
Zamanın kollarında esirdir duyguların..
Geçsin istersin zaman,bensiz..
Geçer..
Geçtikçe tenindeki derin izler artar..
İşte o An..
"Dursun istersin zaman..Durduramazsın...!"
..
Acabalar kemirirken beynini..
Keşkeler uyutmazken seni geceleri..
Zaman söz kesmiştir artık seninle..
Ya sözcüklerimle yaşarsın,damarlarında dolaşan..
Ya da celladın olur,bensiz geçireceğin zaman..
"Yaşamak istersin bensiz...Yaşayamazsın...!"
| This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 740x546. |
Bilirim..
Dokundukça acıtır..
Acıttıkça kanatır..
Damarlarında kan yerine kelimelerin zehiri dolanır..
Vücuduna yayıldıkça pişmanlıkların..
Bir daha yaşamak için can attığın anıların altında ezilirsin...
"Ölmek istersin...Ölemezsin...!"
..
Aniden pişmanlıkları bir çırpıda elinin tersiyle itmeye çalışırsın..
"Keşke"lerinin gölgesi "iyiki"lerini boğar..
Kararır düşlerin,söner hayallerin,yapayalnız kalırsın..
"Dönmek istersin geri..Dönemezsin...!"
..
Hani gidişindeki sessiz çığlık var ya..
Hani "hoşçakal" derken "gitme" dememi bekleyen o gözlerin..
Hani uzanıp elini tutmamı beklediğin o çıldırtan dokunuşum..
Hani sen giderken benden,heybene doldurduğun o yaşanmışlıklar var ya..
İşte bu kısır döngü..
Acıtır..
İnceden inceye sızlatır..
Akar gider gözyaşın,gözlerinden hesap sormadan..
Aktığı yerde derin iz bırakır..
Benden sana kalan hatıralardır o izler..
..
Zamanın kollarında esirdir duyguların..
Geçsin istersin zaman,bensiz..
Geçer..
Geçtikçe tenindeki derin izler artar..
İşte o An..
"Dursun istersin zaman..Durduramazsın...!"
..
Acabalar kemirirken beynini..
Keşkeler uyutmazken seni geceleri..
Zaman söz kesmiştir artık seninle..
Ya sözcüklerimle yaşarsın,damarlarında dolaşan..
Ya da celladın olur,bensiz geçireceğin zaman..
"Yaşamak istersin bensiz...Yaşayamazsın...!"
Kalbim acıyor ...
Mutsuzluk, umutsuzluk ve adını koyamadığım duygular bedenime, yüreğime ve de ruhuma yapışmış durumda. Kurtulmak istiyorum hem de bir an önce. Ama bırakmıyor beni bu duygular ..
Hani bazı anlar vardır, Bağırıp, çağırıp, bir şeyler anlatmak istersin, ağlamak istersin deliler gibi, hıçkıra hıçkıra gözyaşlarının özgürce akmasına aldırmadan, ya da bir omuza yaslayıp da başını ağlamak istersin ama yapamazsın ya. Ya da alıp başını gitmek başka diyarlara, ya da ne bileyim, alıp başını saatlerce yürümek istersin, ayaklarının seni sürüklediği yere İşte ben o durumdayım şu an ..
Ve bu durumda tek başına olmak …
Kanadım, kolum kırık şu an. Bir şeyler eksik …
Yanımda olsan… Ne kadar iyi gelirdi şu an ruhuma, kalbime. Ama yoksun. Ne içler acısı bir durum aslında benim için. Anlıyorsun ki, hayatta hep tek başınasın, bunu kabullenmek gerekiyor. Kabullenmek istemesen de … Gerçek … Acı gerçek … Hayatın ta kendisi …
Ruhum bedenime sığmıyor, isyanlarda. Taşmak, önüme çıkan ne varsa çarpmak istiyorum. Çarpa çarpa ufalıp, yokolup, bitmek için …
Feryatlarda yüreğim, avaz avaz bağırıyor, ama kimse duymuyor.
Nafile …
Ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar … Gözyaşım; ruhumu, kalbimi bulunduğu durumdan kurtarıp, temizleyene kadar … Yepyeni, huzurlu, mutlu bir ben ve yanımda sen olana kadar…
Varsın ağlayışım aşktan olsun, Ne kadar sürer bilmem ama yıllarca sürse bile;
Ağlayacağım … Ağlayacağım ..
Yanımda sen olana kadar ..
__________________
ßensizliğe ağla...!!!

Hadi sal gülücüklerini kirlenmiş baharlara
Ğüneşi sonük soğuk kara yarınlara
Umut et günışığına küsüp
Dolunayla dost ol, baş kaderin damarına
Şızlayarak içinde hasret besleyip
Erken gebe olup erken doğum yapmış gibi
Bir mezar yeri seç, göm özlemlerini
Ve kara toprağı ben diye baş bağrına..
Kara kefene sarılmış cansız anılara
Bir damla yalan ekle ve eceli geldi oldu de
Şenin oldürdügünü söyleme
Okunurken dualar yaşanmış maziye
Beni sevdide öldü de, yalanda olsa söyle..
Renk renk bakışların nasıl solduğunu gör
Kahkaha dolu sonu gelmeyen akşamların
Ardından damla damla eridiğini hisset
Zorlansın bedenin elinin uzandığı herşeyden
Ve bitkin bedeninle bensizliği terket..
Geçmişe ağıtlar yak, gizlice yüreğinde
Eriyorsa hasretim içinde, gönlün susmasın
Eğerki pişmanlık var ise gözlerinde
Ağla ağlaki bulutlar ben için yaş akıtmasın
Hadi sal gülücüklerini kirlenmiş baharlara
Ğüneşi sonük soğuk kara yarınlara
Umut et günışığına küsüp
Dolunayla dost ol, baş kaderin damarına
Şızlayarak içinde hasret besleyip
Erken gebe olup erken doğum yapmış gibi
Bir mezar yeri seç, göm özlemlerini
Ve kara toprağı ben diye baş bağrına..
Kara kefene sarılmış cansız anılara
Bir damla yalan ekle ve eceli geldi oldu de
Şenin oldürdügünü söyleme
Okunurken dualar yaşanmış maziye
Beni sevdide öldü de, yalanda olsa söyle..
Renk renk bakışların nasıl solduğunu gör
Kahkaha dolu sonu gelmeyen akşamların
Ardından damla damla eridiğini hisset
Zorlansın bedenin elinin uzandığı herşeyden
Ve bitkin bedeninle bensizliği terket..
Geçmişe ağıtlar yak, gizlice yüreğinde
Eriyorsa hasretim içinde, gönlün susmasın
Eğerki pişmanlık var ise gözlerinde
Ağla ağlaki bulutlar ben için yaş akıtmasın
Güzel şey insan olmak!
Doğumla gün ışığına sevdalanmak.Göz kamaştıran güneşi tutmaya çalışmak ,yumuk yumuk ,minicik avuçlarla.Ve can güneşinin kucağında kar beyaz bir sütle yıkanmak doğulan günün şafağında...
Anne tadını bulmak hayatın ilk damlasında.
Güzel şey insan olmak!
Emekleyerek geçen zamanda öğrenmenin ,tanımanın ,bilmenin aşkıyla doğaya sıkı sıkıya tutunarak ayağa kalkma savaşı verilen sevimli bir yumak gibi yuvarlanmak bir odadan bir odaya...Ve tutunmak güvenli bir ele avuçlarından sevgi damıtan.
Anne ile baba ile tanışmak..
Güzel şey insan olmak!
Ayaklanmak ,dikilmek hayatın karşına ,ezilmiş diz kapaklarının acısından uzaklaşarak büyümek...Uzanabilmek en uzağında ki yıldızlı düşlere birer birer...
Bilgiyle ,sevgiyle,emekle...
Güzel şey insan olmak!
Yükseldikçe gökyüzüne milyon yıldıza göz kırpar olur düşünce.Yürekte konaklar binbir renkli sevgili...Aşk çelme takar her defasında hayat diye koşulan yolda...Hınzır gülümsemeleri affına yeter aşkın,yol uzadıkça...
Güzel şey insan olmak!
Hayatta olmak ,yaşamı duyumsayan,duyumsadıklarını anlamaya çalışan ,tanımlayan ve duyumsadıklarından yeni yeni yaşamlar çoğaltan bir güç olmak.Ve güçlerini kendi gibi hayattaşlarına kutsal bir armağan havasında sunmak.
Güzel şey insan olmak!
Düşünebilmek ,sevebilmek,gülebilmek,ağlayabilmek,üretebilmek,ya şatabilmek yaşam bağışlanmış her bir zerreyi ,
İnsan eliyle ,insan yetisiyle...
İnsan gibi insan olabilmek ....
Güzel şey insan olmak...İnsanlığı anlamak...
Hayatın içinden...
Doğumla gün ışığına sevdalanmak.Göz kamaştıran güneşi tutmaya çalışmak ,yumuk yumuk ,minicik avuçlarla.Ve can güneşinin kucağında kar beyaz bir sütle yıkanmak doğulan günün şafağında...
Anne tadını bulmak hayatın ilk damlasında.
Güzel şey insan olmak!
Emekleyerek geçen zamanda öğrenmenin ,tanımanın ,bilmenin aşkıyla doğaya sıkı sıkıya tutunarak ayağa kalkma savaşı verilen sevimli bir yumak gibi yuvarlanmak bir odadan bir odaya...Ve tutunmak güvenli bir ele avuçlarından sevgi damıtan.
Anne ile baba ile tanışmak..
Güzel şey insan olmak!
Ayaklanmak ,dikilmek hayatın karşına ,ezilmiş diz kapaklarının acısından uzaklaşarak büyümek...Uzanabilmek en uzağında ki yıldızlı düşlere birer birer...
Bilgiyle ,sevgiyle,emekle...
Güzel şey insan olmak!
Yükseldikçe gökyüzüne milyon yıldıza göz kırpar olur düşünce.Yürekte konaklar binbir renkli sevgili...Aşk çelme takar her defasında hayat diye koşulan yolda...Hınzır gülümsemeleri affına yeter aşkın,yol uzadıkça...
Güzel şey insan olmak!
Hayatta olmak ,yaşamı duyumsayan,duyumsadıklarını anlamaya çalışan ,tanımlayan ve duyumsadıklarından yeni yeni yaşamlar çoğaltan bir güç olmak.Ve güçlerini kendi gibi hayattaşlarına kutsal bir armağan havasında sunmak.
Güzel şey insan olmak!
Düşünebilmek ,sevebilmek,gülebilmek,ağlayabilmek,üretebilmek,ya şatabilmek yaşam bağışlanmış her bir zerreyi ,
İnsan eliyle ,insan yetisiyle...
İnsan gibi insan olabilmek ....
Güzel şey insan olmak...İnsanlığı anlamak...
Hayatın içinden...
Sevgilin Değil,,,Sevdiğin Olmayı İstedim.....

Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan.
"N'aber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?"
ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım... Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak sudafırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi... Bir bunları severdim bir de seni sevdim...
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim....
İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu... Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...
Ne kadar da kolaydımsenin için, ne kadar dazahmetsiz...
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden;
öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim...
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum...
Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümüaçabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun? Şimdi artık tek başınayım... Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum,
ağlarım diye türkü söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi SEVMİYORUM...
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan.
"N'aber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?"
ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım... Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak sudafırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi... Bir bunları severdim bir de seni sevdim...
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim....
İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu... Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...
Ne kadar da kolaydımsenin için, ne kadar dazahmetsiz...
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden;
öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim...
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum...
Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümüaçabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun? Şimdi artık tek başınayım... Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum,
ağlarım diye türkü söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi SEVMİYORUM...
Yağmur vuruyor cama…
Pencerenin önündeyim. İçim nasıl acıyor…
Nasıl da duymak istiyorum sesini. Nasıl da özledim seni…
Dışarıda yağmur var, bir yağmur bulutu da gözlerimde…
Sebebini bilmiyorum ama ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar...
Anlatamadığım duygulardayım.
Duygularım yüreğime sığmıyor. Yüreğim sığmıyor bedenime…
Yağmura ve bu halime çare bulamamak… Bitiriyor beni. Dalıp gidiyorum… Ne düşünüyorum? Bilmiyorum.
Uykusuz geçen gecenin ardından mideme ağrılar girmiş, tüm gün sersem sersem geçmiş, ruhum daralmış bir halde, sıkılmış, bunalmış nefes alamaz durumdayım.
Anlamı yok hiçbir şeyin, sen yanımda olana kadar...
Uyumak istiyorum, hiç uyanmamacasına. En güzeli bu olur şu an herhalde. Evet… Hep uyumak…
Çünkü ancak o zaman düşünmüyorsun, yaşamıyorsun bu anları.
Ruhum bedenime sığmıyor, isyanlarda. Taşmak, önüme çıkan ne varsa çarpmak istiyorum. Çarpa çarpa ufalıp, yokolup, bitmek için…
Feryatlarda yüreğim, avaz avaz bağırıyor, ama kimse duymuyor.
Nafile…
Ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar…
Gözyaşım; ruhumu, kalbimi bulunduğu durumdan kurtarıp, temizleyene kadar… Yepyeni, huzurlu, mutlu bir ben ve yanımda sen olana kadar…
,
Varsın ağlayışım aşktan olsun. Ne kadar sürer bilmem ama yıllarca sürse bile…
Ağlayacağım… Ağlayacağım.
Yanımda sen olana kadar......
Yerine Kimseyi Koyamadım
ben bu şehirde sensizken bilsinler ki; gelmez bir araya yüreğimin iki kıyısı...
Ben hep ordayım..
Gözlerin ulaştığı en son noktada...
Ve nefesin kadar yakında...
Pencerenin önündeyim. İçim nasıl acıyor…
Nasıl da duymak istiyorum sesini. Nasıl da özledim seni…
Dışarıda yağmur var, bir yağmur bulutu da gözlerimde…
Sebebini bilmiyorum ama ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar...
Anlatamadığım duygulardayım.
Duygularım yüreğime sığmıyor. Yüreğim sığmıyor bedenime…
Yağmura ve bu halime çare bulamamak… Bitiriyor beni. Dalıp gidiyorum… Ne düşünüyorum? Bilmiyorum.
Uykusuz geçen gecenin ardından mideme ağrılar girmiş, tüm gün sersem sersem geçmiş, ruhum daralmış bir halde, sıkılmış, bunalmış nefes alamaz durumdayım.
Anlamı yok hiçbir şeyin, sen yanımda olana kadar...
Uyumak istiyorum, hiç uyanmamacasına. En güzeli bu olur şu an herhalde. Evet… Hep uyumak…
Çünkü ancak o zaman düşünmüyorsun, yaşamıyorsun bu anları.
Ruhum bedenime sığmıyor, isyanlarda. Taşmak, önüme çıkan ne varsa çarpmak istiyorum. Çarpa çarpa ufalıp, yokolup, bitmek için…
Feryatlarda yüreğim, avaz avaz bağırıyor, ama kimse duymuyor.
Nafile…
Ağlamak istiyorum, gözyaşım bitene kadar…
Gözyaşım; ruhumu, kalbimi bulunduğu durumdan kurtarıp, temizleyene kadar… Yepyeni, huzurlu, mutlu bir ben ve yanımda sen olana kadar…
,
Varsın ağlayışım aşktan olsun. Ne kadar sürer bilmem ama yıllarca sürse bile…
Ağlayacağım… Ağlayacağım.
Yanımda sen olana kadar......
Yerine Kimseyi Koyamadım
ben bu şehirde sensizken bilsinler ki; gelmez bir araya yüreğimin iki kıyısı...
Ben hep ordayım..
Gözlerin ulaştığı en son noktada...
Ve nefesin kadar yakında...
Evet ile Hayır Arasındayım...
Oturdu baş ucuma hasretin yine
Yine yokluğun çöktü üstüme yine
Gözlerin aklımdan çıkmıyor bir an
Sensizlik nefes kesici inan
Uzaklıklar aşkımı sindiremedi
Resimler yokluğunu dindiremedi
Kalbimi titretiyor sensizlik
Seni düşünmemek elimde değil
Sesini özlüyorum,telefona bakarken
Nefesini özlüyorum sigaramı yakarken
Gözlerini özlüyorum resmin ile yatarken
Özlüyorum işte,Özlüyorum elimde değil
İsterdimki karanlıkta tek beyazın olayım
İsterdimki son nefeste alın yazın olayım
Ekmek gibi,su gibi sana lazım olayım
Seninle kavuşmanın rüyasındayım
Diyeceğin bir evet ile hayır arasındayım
Bağlamışım beni bilmem sözlerine mi
Sözleremi inansam, yoksa gözlerine mi
Gözlerin evet diyor,gözlerime bakarak
Sözlerin hayır diyor,gözlerimden kaçarak
Bilmiyorum gülüm
Yüreğim tereddüt yangınlarında
Ya artık bu yangını söndüreceksin
Yada beni mecnuna döndüreceksin
Artık dudakların arasındayım
Bakışlarım senin tenhalarında
Varlığımla, yokluğum avuçlarında
Bana her sözün emirdir yarim
Mutlu ol yeterki herşeye varım
Eğer istiyorsan elveda derim
Ben seni,sensizde severim
Oturdu baş ucuma hasretin yine
Yine yokluğun çöktü üstüme yine
Gözlerin aklımdan çıkmıyor bir an
Sensizlik nefes kesici inan
Uzaklıklar aşkımı sindiremedi
Resimler yokluğunu dindiremedi
Kalbimi titretiyor sensizlik
Seni düşünmemek elimde değil
Sesini özlüyorum,telefona bakarken
Nefesini özlüyorum sigaramı yakarken
Gözlerini özlüyorum resmin ile yatarken
Özlüyorum işte,Özlüyorum elimde değil
İsterdimki karanlıkta tek beyazın olayım
İsterdimki son nefeste alın yazın olayım
Ekmek gibi,su gibi sana lazım olayım
Seninle kavuşmanın rüyasındayım
Diyeceğin bir evet ile hayır arasındayım
Bağlamışım beni bilmem sözlerine mi
Sözleremi inansam, yoksa gözlerine mi
Gözlerin evet diyor,gözlerime bakarak
Sözlerin hayır diyor,gözlerimden kaçarak
Bilmiyorum gülüm
Yüreğim tereddüt yangınlarında
Ya artık bu yangını söndüreceksin
Yada beni mecnuna döndüreceksin
Artık dudakların arasındayım
Bakışlarım senin tenhalarında
Varlığımla, yokluğum avuçlarında
Bana her sözün emirdir yarim
Mutlu ol yeterki herşeye varım
Eğer istiyorsan elveda derim
Ben seni,sensizde severim
Akşam olmakta...
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
gözlerimde mavi gecelerin yıldızları
yüreğimde özlemin ince sızıları
yorgun güvercinlerin kanat çırpınışlarında soluğum
bakakalırım her akşam öyle dalgın, dargın ve ıraklardan ırak
yalnızlığımdır damlayan karanlığın kirpik uçlarında her gece
her sabah bir çocuktur içimde alıp başını gider uzak dağların doruklarına
yıllar var ki tek bir çiçek açmadı gönül bahçemde
kabr-i hanemde tek bir yolcu geçmedi
çöl oldu gülüstanım
şiiristanım, düşistanım
Oysa hep yolculuklardı sakladığım kendime, keşifsiz denizlerdi
yıllarca bir ayrılığı biriktirdim deltalarda, bir yalnızlığı
kendimden kaçıp kaçıp kurtulmak isteyen bir gemiydim belki
belki bir deliydim herkesin akıllı olduğu bir dünyada
oysa yıllar varki tek bir gemi gecmedi denizlerimde
göğümde tek bir martı uçmadı
yaşlı ve yalnız bir ağaç gibi sürgün kaldım yüreğimin içinde
bilirimki, her akşam gözlerimde akıp giden o çağıltı
avuçlarımda taşıdığın ateşle sudur
uzak dağların ardında kalan menekşe gözlü bir kızın kokusudur
her dizede yüreğime kanayan sözcüklerle yazılan
Akşam olmakta
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
yüzümde sınırları çizilmemiş bir hüznün camları parçalanıyor
depremler başlıyor her gece, şehirler çöküyor içimdeki çukura
ve her sabah yeniden yüreğimde sızılarla uyanır bir dağçiçeği
bakarım öyle uzaklara kanayan gülüşlerle, kırık düşlerle
ki, metropol duvarlara yapıştırılmış
boynu bükük bir resim karesi gibiyim sanki
hüzünlü yüzüm aykırı sakalımla
Akşam olmakta
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
gecede keman hıçkırıkları, başımda gam
belki analar ağlamaktadır uzak bir kentte
yittik çocuklar, yorgun babalar ve yüreklerinde ezikliği çaresizliğin
belki herkes bir yarayı sarmaktadır kendi içinde kimbilir
kimsesiz bir ölümü karanlığında
Yıllar varki, ayrılıklar yaralı bir nehir gibi akmaktadır içime
rüzgarlar eserken alnımın sahillerinden, uzak denizlere savrulur düşlerim
kirlenir mavi gülüşlerim, yaralanır martılar, havada asit ve kir kalır
simsiyah bir bulut gölgeler yüzümü her gece, gecelerki, yaslandığım tek sığınak
Akşam olmakta yine
ey geceden gelip geceye giden trenler
bir gün yanlış saatlerin gözlerimde buluştuğu bir noktada
bir damla su gibi düşünce hayatın uçurumundan
son isyanını çekince yüreğim, alıp g**ür beni buralardan
insanın uğramadığı uzak kıyılara
bir derviş gibi ıssızda yanmak için, kendi içimde sarmak için yaramı...
15 Kasım 2008 Cumartesi
Yüreğinde Ölmek Bile Güzel...
Pencerene konan bir şarkı aşk
Odanın buğulu camına yağan
Silik… Adı yitik bir düş
Geceye sözlendi öksüz gözlerim
-ki köksüz sevinçlerim
Gözü yaşlı, başı duvaklı sevdam
Pembe düşlerim gurbete gelin.
Kelimeler aciz kaldığında
Yetmedi heybemdeki gülüşlerim
Issız bin gecenin içinde yarsız
Kimsesiz, şiir yüzlü nazendeyim…
Ah, içimin bahçesiydi
Şarkımın nağmesiydi yar
Laleler, papatyalar, güller
İlkbaharlıklarını giyinmiş ukdeler…
Gonca gözlerimde hüzzam nağmeler
Silin eksilmeyen vedaları ellerimden.
Tanıdığım sandığım yaralı uzaklar
Tek taraflı güzleri alın üzerimden.
Kanata kanata yazın yüreğime
Vedalarla filizlensin sevdalarım
Gece yutarken küskün güneşi
Süzülür dudağımdan uçurumlar
Adın dilimden düşer
Çelimsiz bayram sevinçlerim
Kor olur bağrımı deşer
Tazelenen yaramda kısalır ömür
Küçülür med-cezirler
Yitirilen gecenin mateminde
Bir yığın öteki…
Aslına döner kısacık sevinçlerim
Büyür karşılıksız yüreğim
Saplanır yalandan bir ok
Eteğimde tembihli yıldızlar
Sabah uyanmak yok…
Olsun be sevgili…
Gündüzün ortasına göm sen de beni
Bakışlarının uzağında yaşarken
Yüreğinde ölmek bile güzel…
Ayrılık Sevdi Bizi...

Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi
Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim
En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin
Bende Git Desemde Gitme"
"Sana Git Dediğim Yalan
Yokluğun Bende Kalan
Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme"
Çekil Git Artık Düşlerimden,
Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ?
Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden,
...Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık..
Dokunma, Kirletirsin Beyazları,
Konuşma, Tüketirsin Satırları,
Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık,
Çekil Git, Şafak Gelen Aralık...
Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden,
Sebebin Olurum, Yakanın Olurum,
Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum,
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden
Konuşma, Nefesini Al Benliğimden,
Ben Soluğunu Kesmeden,
Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden,
Git, Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden...
Yıkıl Git Artık Hayallerimden,
Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık,
Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden,
...Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık
Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi,
Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun,
Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin
Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi...
Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden,
Derdin Olurum, Korun Olurum,
Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum,
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden
Kal Yerinde Öylece, Ses Etme,
Mevsimler Solsun Senelerce,
Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece,
Öldü de, Bitsin Bu İşkence...
Ya da Bir Sonbahardı, Sarardı de,
Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de,
De ki, Gövdeden Dal Kırıldı,
Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı,
Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
...Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme,
Alın Yazısı Gibi Görme,
Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin,
Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de...
Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
Ne Dersen de...
"Sana Git Dediğim Yalan
Yokluğun Bende Kalan
Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme"
"Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi
Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim
En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin
Bende Git Desemde Gitme"
Murat İnce
Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi
Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim
En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin
Bende Git Desemde Gitme"
"Sana Git Dediğim Yalan
Yokluğun Bende Kalan
Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme"
Çekil Git Artık Düşlerimden,
Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ?
Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden,
...Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık..
Dokunma, Kirletirsin Beyazları,
Konuşma, Tüketirsin Satırları,
Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık,
Çekil Git, Şafak Gelen Aralık...
Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden,
Sebebin Olurum, Yakanın Olurum,
Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum,
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden
Konuşma, Nefesini Al Benliğimden,
Ben Soluğunu Kesmeden,
Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden,
Git, Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden...
Yıkıl Git Artık Hayallerimden,
Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık,
Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden,
...Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık
Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi,
Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun,
Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin
Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi...
Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden,
Derdin Olurum, Korun Olurum,
Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum,
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden
Kal Yerinde Öylece, Ses Etme,
Mevsimler Solsun Senelerce,
Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece,
Öldü de, Bitsin Bu İşkence...
Ya da Bir Sonbahardı, Sarardı de,
Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de,
De ki, Gövdeden Dal Kırıldı,
Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı,
Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
...Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme,
Alın Yazısı Gibi Görme,
Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin,
Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de...
Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
Ne Dersen de...
"Sana Git Dediğim Yalan
Yokluğun Bende Kalan
Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme"
"Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi
Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim
En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin
Bende Git Desemde Gitme"
Murat İnce
Yaşamak değil...

Yaşamak değil, bu telaş öldürecek beni" dediği gibi şairin;
O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taramayı saçlarınızı,
Sevdiğimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz...
Gözümüz saatte söyleştik hep koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişilecek bir yerler vardı.
Aranacak adamlar, yapılacak işler...
Bir sonraki günün telaşı,
Bir öncekinin terine bulaştı.
Başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat yerine;
Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu.
Veya yavuklu busesiyle uyanma heveslerini
Ha babam erteledik. 20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını,
30'larımızda 40'lara, belki sonra 50'lere,
Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasıya söyleşmek,
Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda...
Özenle sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardığınızda,
Bir de bakıyorsunuz ki, tedavülden kalkmış.
Cahit Sıtkı Tarancı
Yaşamak değil, bu telaş öldürecek beni" dediği gibi şairin;
O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taramayı saçlarınızı,
Sevdiğimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz...
Gözümüz saatte söyleştik hep koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişilecek bir yerler vardı.
Aranacak adamlar, yapılacak işler...
Bir sonraki günün telaşı,
Bir öncekinin terine bulaştı.
Başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat yerine;
Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu.
Veya yavuklu busesiyle uyanma heveslerini
Ha babam erteledik. 20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını,
30'larımızda 40'lara, belki sonra 50'lere,
Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasıya söyleşmek,
Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda...
Özenle sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardığınızda,
Bir de bakıyorsunuz ki, tedavülden kalkmış.
Cahit Sıtkı Tarancı
Susarak...
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....
AZİZ NESİN
Sensizliğin Ertesi...
Şimdi saat sensizliğin ertesi
Alışmaya çalışıyorum yokluğuna;
Yokluğun içimde büyük bir ürperti.
İki damla yaş gözümde
Sanki, sanki seni çağırırcasına
Alışmışım bir tanem
Olmuyor, olmuyor sensiz! Yapamıyorum
Bir görsen şu halimi
Aşkın aldı götürdü bütün benliğimi.
Karşımda duran ayna bile,
Bana, bana yalnız sensizliği yansıtıyor.
Anla bir tanem seviyorum
Söyle var mı daha ötesi?
Sensizlik ölüm bana!
Şimdi saat yokluğun ertesi
Kahrediyor bu ayrılık içimi.
Nefeslerin kesik kesik olmuş;
İçimi çekercesine,
Sanki, sanki her nefes alışımda sensizliği soluyorum.
Olmuyor, olmuyor! Yapamıyorum sensiz.
Göz yaşlarımla boğmaya çalışıyorum kendimi
Ya sen, ya hiç dercesine.
Anla bir tanem seviyorum,
Ölesiye, ölesiye seviyorum,
Söyle, var mı daha ötesi?
Şimdi saat, ayrılığın ertesi
Sensizlik büyük bir alev oldu içimde
Ya sen söndürürsün bu alevi,
Ya ölüm!
Şimdi içimde kalan korku
Bir Allah, birde sensizliğin korkusu!
Anla bir tanem her şeyden vazgeçerim,
Ama senden asla!
Artık tek bir şey diyeceğim:
Ya sen, ya sensizlik,
Sensizlik ölüm bana!
Öğrendim ki...

Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Sadece kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.
Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.
Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.
Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz gösterin
Bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.
Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.
Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi dostlar da ara sıra üzebilirler.
Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Veeee Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyorrrrrrr.
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Sadece kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.
Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.
Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.
Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz gösterin
Bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.
Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.
Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi dostlar da ara sıra üzebilirler.
Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Veeee Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyorrrrrrr.
Ağlamak...
Ağlamak;
İçteki sıkıntıları dışa atmaktır… sıkıntılardan arınmaktır!…
Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır…
Bazen pişmanlığın ifadesi…
Ağlamak;
Bazen acının inci inci dışa vurumu!
Adeta acının yıkanması… toprağa karışıp yok olması…
Bazen sevincin gözlere yığılması, ardından göz pınarlarından süzülen daneler…
Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu!
Söylemek ! hissettiklerini ifade etmek insana uzakken,
Süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak!
İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi…
Ağlamak şu gelip geçici dünyada
Her şeye rağmen var olmak demek
Ağlamak yaşayan binlerce duygu
İnsanca ve coşkulu güzel bir şeydir
Ağlamak güzeldir
Süzülürken yaşlar gözünden sakın utanma!
VE AĞLAMAK ANADİLİDİR
TÜM DİLLERDE AYRILIĞIN....
Seni Beklemekten Vazgeçiyorum...
Yokluğun soğuk bir savaş gönlümde… Seni beklemekten vazgeçiyorum… Uzayan tutsaklığımda,dalgalanan esaret bayrağının altında, dökülen kanda boğuluyor gülüşlerim… Üzerine çığ düşmüş beklentilerimin hareketsizliğinde, umutlarımı birbirine çatıp duruyorum…
Kalemimde ölü şairlerden hırsızlama harflerle, tekil cümleler kuruyorum acılarla uyumlu… Saçlarımda kelepçesi hükümlü rüzgar…savruluyorum… Yine dalgın gemiler geçiyor ıslak gözlerimden… Gün yüzünü dönerken geceye, düştüğüm tepelerine yeniden tırmanıyorum , kendi mazoşist duygularımla… Herkes uyurken düşlerine, ben sevilmediğimin altını çiziyorum,parantezi bol satır aralarında.. Çizdikçe çoğalıyor yalnızlığım… Yine dalgın gemiler geçiyor ıslak gözlerimden… Senin için bir dalgınlık daha tutuyorum aklımdan… nikotine kesmiş verem kokulu odamda; ( d )alıyorum bir fincan kahveyle sensizliği,kırk yıl kalasın diye hatırımda…
Hüzünlü yaz( g )ılar baskı kurarken sürgün yanlarıma, Tenimde unuttuğun yangınlarda ısınıyor sözlerimin sahte sahipleri… Oysa sana ( k )aralamıştım tüm bildiklerimi.. Kararlı yürüyüşlerde ıslıkla çalınan marşlara eşlik etmiştim, aldırmadan tel örgülerin yırtıcılığına…yeni bir ülke kurar gibi anlatmıştım umutlarımı… Şimdi kararlı adımlarıma yılgınlık dayatan sevdanın sus işaretiyim… kimse bilmez kederden kanayan ,ağır yalnızlığımı… Acıların ağır abisi demiştin bana… kim hesaplayabilir ki gönül kırıklarımın hacmini… Kıldan ince hasretimin keskinliği ve atomdan ağır sevdamın yok edici yakıcılığında,bir ben biliyorum gecelerin bitimsiz uzunluğunu… Yazmakla tamamlayamıyorum kendimi… Bana bile kendini anlatamamış ben'i anlatıyorum sana… Olur da anlam bulurum diye yüreğinde…
Anla(ya)mıyorsun… Bu yüzden seni beklemekten vazgeçiyorum…
Sus-konuş vardiyalarında,sinsi ağrılar çörekleniyor göğsümün sol cenahına… Ve duman çöküyor bu yüz duman… İçimde ayaklanan en militan duygularımı kelepçelesem; Bu aşk terörden kurtulur mu ? Bu büyük yıkımdan ağrısız günler çıkarmı?… Çıkmazındayım işte !... Bu yüzden seni beklemekten vazgeçiyorum… Artık çek işvebaz bakışlarını gözlerimden…Sesini sesimin üstüne koyma … Ya öldür beni ! Ya da yaralı bırak sevni sevmeler ülkesinde… Vazgeçmekten başka işim kalmadı benim…
İçi doldurulmamış bir sevdanın boşluğunda seni kaydediyorum...!!!
(d)arlandım…Katı bir "ES" le bitti bu şarkı…
Susuyorum…
Sana Bir Dokuna Bilsem...

Beni Bana Ver
Beni Bende Anla...
Uzat Ellerini
Kapat Gözlerini..
Hisset Sevdigimi..
Beni Bende Anla..
Yaralı anımda çıktın karsıma..
Avuntulara ihtiyacım varken
Hayat sensin der gibi güldün bana..
Güldün... Hayat "Sen" Oldun...
Bekledim..
Bekle dedin bekledim..
Beklerken dahada özledim seni.
Neydin ? Kimdin ?
Nerden Çıktın Anladım..
Sadece Hayat senin der gibi güldün bana..
Güldün.. Hayat "Sen" oldun..
Heycan verdi bana kurdugun cümleler..
Ağzından çıkan her kelime içime kadar işlendi..
Sen ol istedim her dakikamda ..
Neden "Sen" Bilmeden İstedim..
Her gidişinde "Kal" Demek istedim..
Belkide kalmayacagından korkuma sustum..
Sadece seni izledim.. Naptıgını ? Ne yapmak İstedigini?
Sende sustun.. konus dedim ama sen sustun..
Konusmak yerine Hayat Senin Der Gibi Güldün bana..
Güldün.. Hayat "Sen" Oldun.
Nerdeyim simdi?
Ne haldeyim Bilmiyorum...
Ne olması gerek ?
Neye yanmalı ?
Neye Sahip çıkmalıyım bilmiyorum..
Tek Farkında Oldugum Sey
Hayat senin der gibi gülüşlerinlen
Hayatın "Sen" olmasını istiyorum...
Acıtır İçimi
Yoklugun..
Eritir Bedenimi..
Sana Bir Dokuna Bilsem...
Beni Bana Ver
Beni Bende Anla...
Uzat Ellerini
Kapat Gözlerini..
Hisset Sevdigimi..
Beni Bende Anla..
Yaralı anımda çıktın karsıma..
Avuntulara ihtiyacım varken
Hayat sensin der gibi güldün bana..
Güldün... Hayat "Sen" Oldun...
Bekledim..
Bekle dedin bekledim..
Beklerken dahada özledim seni.
Neydin ? Kimdin ?
Nerden Çıktın Anladım..
Sadece Hayat senin der gibi güldün bana..
Güldün.. Hayat "Sen" oldun..
Heycan verdi bana kurdugun cümleler..
Ağzından çıkan her kelime içime kadar işlendi..
Sen ol istedim her dakikamda ..
Neden "Sen" Bilmeden İstedim..
Her gidişinde "Kal" Demek istedim..
Belkide kalmayacagından korkuma sustum..
Sadece seni izledim.. Naptıgını ? Ne yapmak İstedigini?
Sende sustun.. konus dedim ama sen sustun..
Konusmak yerine Hayat Senin Der Gibi Güldün bana..
Güldün.. Hayat "Sen" Oldun.
Nerdeyim simdi?
Ne haldeyim Bilmiyorum...
Ne olması gerek ?
Neye yanmalı ?
Neye Sahip çıkmalıyım bilmiyorum..
Tek Farkında Oldugum Sey
Hayat senin der gibi gülüşlerinlen
Hayatın "Sen" olmasını istiyorum...
Acıtır İçimi
Yoklugun..
Eritir Bedenimi..
Sana Bir Dokuna Bilsem...
sana kaybetmek düşer...
Yani diyorum ki aradan geçen onca yıldan sonra bir de dönüp bakarsın ki hepsi kocaman bir boşlukmuş...
Sen saçımı süpürge ettim diye övünürken yıpranan eski süpürgenin en iyi ihtimalle kapı arkasına bırakıldığını fark edersin...
En iyi ihtimalle kapı arkasında kaldığını anladığında üstelik...
Bu yüzden mazlum olarak yaşamayı tercih etmek yanlış olmalı diyorum.
Bu yüzden kimse kimseyi kandırmasın diyorum.
Bu yüzden kimse kendisine yalan söylemesin diyorum...
Arkadaşından daha çok üzülemez kimse arkadaşının kederli yalnızlığına...
Uzantısı bir biçimde kendinde bitmiyorsa, hiçbir felaketin fazlaca önemi yoktur günümüz bencil insanının değerlerinde.
Yalan mı?
Tercih edilmeyen olmak öfkeli ve yalnız kılar insanı, bilirim!
Oysa hayatta her şey yüzde elli ihtimal üzerindedir.
Ya terk edilen kişi olursun ya da uğruna her şeyin feda edildiği...
Ya bırakılansındır ya da bırakan.
Ya kurbansındır ya da kahraman...
Ve çoğu zaman hayat her iki uç arasında sürükler insanı.
Ömrünün bir noktasında zafer sarhoşluğu yaşarken bir bakarsın ki yenilmişsin...
İşte o zaman, kazandım ya da kaybettim sanmanın bir önemi kalmıyor...
O halde?
O halde?
O halde sevgili okur...
Neden kurban olmanın güzel olduğunu sanıyor insan?
Kendine acımayı ve acındırmayı neden seviyor?
***
Yani diyorum ki:
Düştüysen eğer, düştüğün yerden neden kalkmıyorsun?
Daha ne kadar ağlayacaksın orada?
Ne kadar sızlanacaksın?
Asil, acılı, mazlum bir zavallı kurban olmayı kabul etmek hiçbir şey kazandırmayacak sana.
Senin hayatın akıp gidecek gözlerinin önünde.
Ve o hayat sen her anlatmaya kalktığında can sıkan sıradan hikâyelerden biri olarak kalacak...
Üzgünüm...
Kaybeden rolünü bu kadar benimsersen, sana daima kaybetmek düşer!
İclal Aydın
Yaşamak, sevmek ve öğrenmek...
Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil,
onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler.
Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden
bir insana vermeyi düşünmektir.
Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak
sadece çözüm bulmakla kalmayız,
kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız.
Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır.
Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.
Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
Çok narindir, kolayca kırılır ama inanılmaz derecede esnektir.
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır.
Yaşam; sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman
bir serüvendir. Korku; yaşamın sınırlandırılmasıdır, hayırdır.
Sevgi; yaşamın özgürlüğe kavuşturulmasıdır. "Evet" deyin.
Derdin ne kadar oturmuş, görünüşün ne kadar umutsuz,
yanlışın ne kadar büyük olduğu hiç fark etmez.
Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir.
Olgun insan, pek çok yol, pek çok çözüm ve
pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez.
Ama kim olduğumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki
önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir.
Ne kadar akıllı ya da duyarlı olursa olsun
herkesin yanlışlık yaptığını ve herhalde de yapmaya
devam edeceğini görüp bilmek rahatlatıcı bir şeydir.
O yüzden; neden kusurlarımızı kabul edip,
insan soyuna katılmıyor ve rahatınıza bakmıyorsunuz?
Kendilerine inananlar ve yaşadıkları an'a güvenenler
yaşamı en keyifli bulanlardır. Bunlar, geçmişin pişmanlıklar değil,
anıları depolayacak bir yer olduğunu, geleceğin korku değil,
umutla dolu olması gerektiğini öğrenmişlerdir.
Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır.
Sevmekle geçen bir yaşam; asla sıkısı olmayacaktır.
SENİ SEVİYORUM demekten asla bıkmayın ve sakınmayın.
Sadece kalp için hasat zamanı yoktur.
Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir.
Leo Buscaglia
Veda akşamı...
İçimde buruk bir acı
Ruhumda esen hüzün rüzgarı
İle ben,
bir veda akşamının koynundayım..
Anılar dans ediyor çevremde
Hangi yana dönsem nereye baksam
Sen varsın hep sen başka biçimde
Gönlüm yitirmişliğine kırgın
İsyan edercesine haykırıyor ardınca
İçimden bir ses sessizliği yırtarcasına
Haykırıp duruyor dur gitme diye..
Ama ne dönen var geriye
Ne de bir ses veren sessizliğin içinde
Kalakalıyoruz anılarım ve ben
sonsuza dek.. İki ayrılmaz dost
Sokuluyorum anıların koynuna
Senden kalan bir şeyler bulmak umuduyla..
Geçecek yine acımasızca zaman
Ve gömecek anıları bir bir mazi denen sandığına
Karlar yağdıkça saçlarıma
Belki hafifleyecek yüreğimdeki bu fırtına
Suskun sakin bir deniz olacak gönlüm
Ama sahiline her dalga vurduğunda
Seni hatırlayacak daima
Ve bu sızı yakacak yüreğimi
Seni her andığımda..
Sevmek...
Sevmek,beğenmektir Sevmek, özlemektir
Görmek istemektir sevmek Ve sevmek, görmeden duramamaktır
Sevmek, ısrar etmektir Sevmek, vazgeçmemektir
Pes etmemektir sevmekSevmek, merak etmektir
Sevmek, sevdiğine "Sevgilim" diyebilmektir
Dokunmak istemektir sevmek
Sevdiğine yakın olmak istemektir
Soluduğu havayı solumaktır
Sevdiğinin haliyle hallenmektir
Ve sevmek, sevdiğini yaşamaktır
Sevmek, hissetmektir Sevmek, üşümektir
Titremektir sevmek, Sevgiliyi düşünerek
Sevmek, temmuz güneşinde suyu, sıcak çöllerde gölgeyi özlemektir
Sevmek, ateşe düşmektir Kor olmaktır sevmek, yanmaktır
Sevmek, ölmektir bazen, Sevgilisizliği düşünerek
Sevgilinin ölümsüzlüğünü düşünmektir
Sevmek, yok olmaktır Sevgilide
Sevgilinin yüreğinde olmaktır Yüreğin de taşımaktır Sevgiliyi
Ve sevmek, belki bazen sevilmektir
Sevmek, istemektir, hiçbirsek beklememektir
Hesaplamamaktır sevmek
Sevmek, inanmaktır Sevmek yaşamaktır
Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır
Sevmek, sevdiği olmaktır
Sevdiği ile sevdiğini paylaşmaktır
Sevdiği ile kalbini bölüşmektir sevmek
Sevgide son yoktur Biten sevgi yoktur
Bitmiş gibi görünen sevgi vardır
Vazgeçiş de yoktur sevgide
Yaşadıkça yaşatılır sevilen
Vazgeçmiş gibi görünmek vardır bu yüzden
Vazgeçmek değil
Sevmekte istemek yoktur
Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler
Bir şey varsa istediğin bu senin için değil sevdiğin içindir
Hatta ondan onun adına istersin
onu daha sonsuz sevebilmek için istersin
İstersin ama bir gün gelir bu isteklerde son bulur
Kendinden istersin artık
Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden
Sonsuz kılmak istersin onu
Sonsuzluğa götürmek, onunla sonsuzluğa varmak istersin
Bu yolda sevgili olur mu olmaz mi
Sevgili bunu belirler sadece
Sevmek, sevgiliden sevgiliyi istemeyi öğrenmektir
Sevmek, sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir
Sevmek, sevmek istemektir
Sevmek, beklememektir Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o
Öyle ki, tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider
Ne ondan anlaşılmayı beklersin, ne onu anlamayı
Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, olmasını
Beklediğin bir şey yoktur
Sevmeyi, daha çok sevmeyi becermenin dışında
Sevmek, gücenmemektir
Sevmek, sevgilinin hiçbir sözüne üzülmememeydi öğrenmek demektir
Sevgilinin ölüm hançerine bile "hayır" dememektir sevmek
Sevgiliden gelen her hareketi, her sözü kabullenmektir
İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir
Sevgiliden gelen ölüm emrine, "ölürüm" diyebilmektir
Sevmek, ÖLMEKTIR
Sevmek, ölmeyi bilmektir
Sevgili için yaşamaktır
onun eli, gözü, kalbi olmaktır
Ama artık onun bir şeyi olunmadığı zaman ölmesini bilmektir
Sevmek, vermektir
Almamaya yemin ederek vermektir Ama almalar kurtaracaksa sevgiliyi,
almasını da bilmektir SEVMEK
Sevmek, tükenmektir
Sevmekten ölürken tekrar var olmaktır o sevgiden
Sevmek, sevgili olmaktır
Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır
Onu yasama döndürecek bir damla su olmaktır
Sevmek sevgilinin limanı olmaktır
Sevdiğinin cani olmaktır
Ölümü istediğinde verebilsin diye ölmeden
Sevmek, güvenmektir Sevmek, onaylamaktır
Sevmek , sevgiliyi bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır
Sevmek çok ötelerde olsa bile yakın olmaktır Sevgiliye
Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir
Sevmek, her şeyi göze almaktır
Sevgilinin olduğu cehenneme yürüyüp olmadığı cennete girmemektir sevmek
Sevmek, bir olmaktır
Sevmek, sevmeyi hak etmektir
Sevmek, sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır
Sevgilisiz geçen gecelerde sevgiliyi yaşamaktır
Aşk,bir kere sevmektir
görmeden bile hissedebilmektir...
VE sevmek yürek ister...!!!
beyaz bir kelebek resmi çiz...
Simsiyah bir kağıda beyaz bir kelebek resmi çiz...
Kanatlarında sarhoş bir aşk taşısın...
Rüzgarla yoldaş,şiirlerle arkadaş...
Gözlerinin rengini altın sarısı güneşten alsın...
Tepeden tırnağa sevda ile yıkanmış olsun...
Kimseler bilmesin içinde ne savaşlar verdiğini...
Öyle bir kelebek resmi çiz ki kalleşlikten
eser olmasın yüreğinde...
Her düştüğünde ayağa kalkmayı bilebilsin...
Ve her uyuduğunda gül yüzlü sabahlara uyanabilmeyi bilsin...
Saati hep umuda ayarlı olsun...
Ağlamak istediğinde gözlerinden sadece sevinç gözyaşları dökülebilsin...
Mısra mısra eritebilsin yalnızlıklarını...
Yağmak istediğinde sadece düş yağabilsin...
Toprak kokusunu iliklerine kadar hissedebilsin...
Demli bir çay eşliğinde akıp gidebilsin sevgiliye...
İlmek ilmek işlesin yaşamı tüm benliğine...
Simsiyah fonda sırıtan beyaz bir kelebek resmi çiz benim için...
Bakışları huzur kesmiş,mutlu bir kelebek resmi olsun...
Unutma!..İşin o kadar zor değil...
Gözlerim yoluna Düşmüş ...
gözlerim yoluna düşmüş, hiç bir şey göremiyorum senden öte ..
senden öte sözler duyamıyorum, aldığım nefes seninle sınırlı ..
ayağıma prangalar vurmuş odaların, çıkamıyorum eşiklerinden, bir adım ötene atamıyorum adım, hapsoldum karanlığında, kaçamıyorum ..
tutsaklık demişler bunun adına .. hayır bu tutsaklık değil !
tutsaklık değil benim senden gidemeyişim ..!
başka birşey ..
daha yüce
daha akılalmaz
daha sınırsız
uçsuz bucaksız, dursuz duraksız ..
daha da nefessiz bırakır insanı ..daha da yapışır canına, etini koparırcasına hem de .. kapıları kilitleyip anahtarları denize bırakır benim sana esaretim ..
çaresizlik demişler bunun adına .. hayır bu çaresizlik değil !
çaresizlik değil benim senden gidemeyişim ..!
başka birşey..
daha yüce
daha akılalmaz
daha sınırsız
uçsuz bucaksız, dursuz duraksız ..
daha bir bağlar insanın elini kolunu, kanadını kırar, ateşlere salar tenini .. tenine kor basar, gözüne mil çeker, içine ayaz emanet eder ..baharlarını haraç keser senden ..
aşk demişler bunun adına .. hayır bu aşk değil !
aşk değil benim senden gidemeyişim ..!
başka birşey ..
daha yüce
daha akılalmaz
daha sınırsız
uçsuz bucaksız, dursuz duraksız ..
daha bir sefil eder insanı benim sende kalakalmışlığım .. insanı üstünde intiharlar taşıyan iplerle sırdaş eder benim gidemeyişlerim .. benim senden gidemeyişim aşkı kapısında köle eder !!..
ßabanız yaşıyorsa...
Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur. Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünkü. Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor. Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz, her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor. Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık. Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya... Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya...
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz, işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz. Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde. Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz, sizinde gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen, sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
yenildim....
"Gidişimi isteyen de, ardımdan boş gözlerle bakarken dur demeyen de sendin"
Her şeyi bir kişiye bağlayıp,sevdadan deli divane olmak degil ki benimkisi. Güzeli özlemek,iyiyi sevmek aslında kimsenin bilmediği.
Beni anlıycakmı bir gün.Hiç bilmiyorum.Anlamıyanları da bilmiyorduk..
Anlaşılan o sadece küçük bir zaman diliminde kuşandığım sevdaydı.Ben bilemezdim bunu,belkide o biliyor olmayacağını,olmayacakları.İnadımın sonunun hayra alamet olmadığını..
Öfkem belkide ona değil,onsuz hayatın bana sunduğu sahnelere.Kimi sevsem yanlıştı...
AŞK yanlış sever demişti birileri........
yenildim!!
bir ağırlık çöker üzerine bulunduğun yere sığamazsın,
görünürde hiç bir neden yoktur ortada,boğazına sarılanın kim,içini daraltanın ne olduğunu bilemezsin.
ama bildiklerin de vardır elbette,yalnızsındır için daralıyordur,yüreğin burkuluyor ve savunmasızsındır
bekledim,bekleyişler içinde kayboluşumu izledim
seni sevmek yeniden var olmaktı
ben sesizlikte zamana yenildim!!!!
Siyahı Sevmiyorum....
Tüm renklerimden kovuldum,
Siyahındayım bu gece...
Ne kadar sürede silinir ismim, bilmiyorum
Son kez kafa tutacağım kendime,
Son kez ruhum çırılçıplak kalacak, belki de...
Bütün hırsımı bu şiirden çıkartacağım
Ben kanadıkça kırmızı,Sigaram yandıkça duman olacak her satır
İnadına renk olacağım, siyahını bozmak için...
Biz, yandıkça yavaş yavaş tükeneceğiz
Ve sen küllerimizde kaybolacaksın...
Gölgemi kazıyorum duvarlardan, nicedir
Ya tümüyle senin olmalı, ya hiç olmamalı paronayasındayım...
Avuçlarımı sımsıkı kapattım,
Yine de su gibi akıp gidiyorsun, tutamıyorum
Attığım her adımda kendime yaklaşmaktan,
Yeni keşfettiğim yollarda, yeni çıkmazlar bulmaktan nasıl da sıkıldım...
Sanki bütün saklambaçlar benim içime saklanmış.......
Canım yandı,
Gerçeğimi bir hayale sattım, hayal beni hiçliğe sattı...
Bakışlarıma takılan izleri, gözyaşlarım temizleyemedi...
Bir resim gördüm, birkaç gün oldu
Yılların yaşanmışları, alıp başını yaşanmamışlara gitti
İçimdeki notayı, dinlediğim hiç bir şarkıcı tam basamadı...
Ruhum detone oldu....
Upuzun bir yolun tam ortasındayım,
Ne geri dönmek geliyor içimden, ne sana...
Yerimde sayıyorum,
Kendimi beklemekten, yoruldum
Siyahı sevmiyorum,
Gel al beni buradan, "kendime" rağmen.....
Tüm renklerimden kovuldum,
Siyahındayım bu gece...
Ne kadar sürede silinir ismim, bilmiyorum
Son kez kafa tutacağım kendime,
Son kez ruhum çırılçıplak kalacak, belki de...
Bütün hırsımı bu şiirden çıkartacağım
Ben kanadıkça kırmızı,Sigaram yandıkça duman olacak her satır
İnadına renk olacağım, siyahını bozmak için...
Biz, yandıkça yavaş yavaş tükeneceğiz
Ve sen küllerimizde kaybolacaksın...
Gölgemi kazıyorum duvarlardan, nicedir
Ya tümüyle senin olmalı, ya hiç olmamalı paronayasındayım...
Avuçlarımı sımsıkı kapattım,
Yine de su gibi akıp gidiyorsun, tutamıyorum
Attığım her adımda kendime yaklaşmaktan,
Yeni keşfettiğim yollarda, yeni çıkmazlar bulmaktan nasıl da sıkıldım...
Sanki bütün saklambaçlar benim içime saklanmış.......
Canım yandı,
Gerçeğimi bir hayale sattım, hayal beni hiçliğe sattı...
Bakışlarıma takılan izleri, gözyaşlarım temizleyemedi...
Bir resim gördüm, birkaç gün oldu
Yılların yaşanmışları, alıp başını yaşanmamışlara gitti
İçimdeki notayı, dinlediğim hiç bir şarkıcı tam basamadı...
Ruhum detone oldu....
Upuzun bir yolun tam ortasındayım,
Ne geri dönmek geliyor içimden, ne sana...
Yerimde sayıyorum,
Kendimi beklemekten, yoruldum
Siyahı sevmiyorum,
Gel al beni buradan, "kendime" rağmen.....
Tüm zaferler senindir....
Belki de ölümün gizli provasıdır ayrılık...
Aldığın her nefes yalnızlığın zabtına geçmiştir.
Gülümsemelerin solduğu yüz çukurlarından savruluyor
Aşkın imla hataları;
Virgüllerin beli kırılır satır ortalarında,
Ve noktasız,
Sorusuz, işaretsiz
Hatta ünlemsiz satır sonları...
Gidenden sadece " hatıralar " kalır..
Boylu boyunca pişmanlıklar uzanır
Gözyaşlarınla deştiğin yastık kenarlarına...
Zaman durmuş gibi gelir sana...
Herşey bitmiş gibi,
Sona yaklamış gibi susakalırsın kapı diblerinde..
Giden, gider velhasıl....
Perdelerimden taşınır güneş
Varlığında konuşmayan duvarlar,
Cümleleri sırtına yüklenip
Kirpiklerinde oyalanır kuru ayazlar..
Giden, daha gitmeden gömer seni.
Ve sen,
Sesini yitirmiş bir rüzgar gibi kalakalırsın
Mevsimlerin ayak ucunda.
Sonra konuşmak,
Deli haykırmak istersin...
Ama beceremezsin...
Sonra ömür boyu susmak..
Ya da delice ağlamak istersin...
Onu da beceremezsin...
Saklasan da içindeki yalnızlığı,
Seni ele verir ıslak kirpiklerin....
Akşamın karanlığı düşer ayak uçlarına..
İcinde birikmiş özlemi anlatacak birisini ararsın
Ya da sıcak bir omuz..
Ama bulamazsın...
Kimsesizliğin sert rüzgarı yalpalar yüzünü...
Ve sonunda pes edersin..
Yenilirsin...
Sonra da esaretin başlar
Gri gökyüzünün altında....
Gün gelir ölümü arar olursun...
Yenilgiyi kabul etmiş bir asker gibi
Diz çökersin mağlubiyetin iki yüzlü gölgelerine...
Ve beklerken ölümün saatsiz sırasını,
Gözetlerken Azrail'in gececeği tozlu yolları,
Kelimelerinle yalnızlığın kıyısına kusarsın çığlıklarını.
Gözyaşın akmaz sanırsın;
Oysa iç cebinde biriktirdiklerin ayrılığın tek şahididir.
Baktığın her kadın,
Gideni hatırlatıyorsa;
Dudaklarında yüreğin yavaş yavaş soluyorsa
Susmaya mecbursun..
Yalnızlığın ayak dibine düşmüşsen bir kere
Kalkmak için bir el arama etrafında..
Ve boşa çabalama..
Artık yenilmişsindir...
Tüm zaferler senin eserindir artık...
Hayata cezalar kesercesine
Hala sol yanım içten ice kanamakta...
Hala cerahatı bitmemiş bir ayrılığın narkozunda yüreğim.
Ve soğuk parmak uçlarım,
Israrla onun adını gökyüzüne karalamakta...
Sensiz ölmeyi göze alıp ölemiyorsam
Uzaklarda senin saçlarına değil de
Başkasının saçlarında dolaşan ellerini hala özlüyorsam
Hala sevilmektesin...
Hala bendesin...
Hala yüreğimde " aşka " demlenmektesin...
Bir zamanlar elele dolaştığımız sokaklarda
Anılarımızı ve gül kokunu hala arıyorsam
Saatleri duvarları mıhlayıp,
Hep aynı şarkıyı dinleyip
Rüzgarın kovalandığı caddelerde sana arkası dönük olanları
Hep " sen " zannedip
Senin olmadığını anladığımda
Yüreğimi topuklarımda eziyorsam
Demek ki hala ben de yaşamaktasın....
Hala ben de nefes almakta,
Hala ben de " dua dua " kanamaktasın...
Belki de yaşadıklarım acıdır.
Ama aşk her acıya göğüs gerip gideni hala sevebilmektir...
Aşk;
Belki de imkansızlığın dudaklarına mıhlanmış tek kelimedir.
Ya da cümlelerin namlusundan
Yüreğine saplanan kanlı bir gözyaşıdır.
" Belki de sensiz aşk;
Ayrılığına göğüs gerip
Bir yudum gülüşünle hiç gitmemecesine seni yaşayabilmektir..."
" Belki de sensiz hayat;
Ölümün önsüzünde birkaç cümlelik olsa da
Mutluluğa senin adını yazabilmektir....."
İsmail Sarıgene
Belki de ölümün gizli provasıdır ayrılık...
Aldığın her nefes yalnızlığın zabtına geçmiştir.
Gülümsemelerin solduğu yüz çukurlarından savruluyor
Aşkın imla hataları;
Virgüllerin beli kırılır satır ortalarında,
Ve noktasız,
Sorusuz, işaretsiz
Hatta ünlemsiz satır sonları...
Gidenden sadece " hatıralar " kalır..
Boylu boyunca pişmanlıklar uzanır
Gözyaşlarınla deştiğin yastık kenarlarına...
Zaman durmuş gibi gelir sana...
Herşey bitmiş gibi,
Sona yaklamış gibi susakalırsın kapı diblerinde..
Giden, gider velhasıl....
Perdelerimden taşınır güneş
Varlığında konuşmayan duvarlar,
Cümleleri sırtına yüklenip
Kirpiklerinde oyalanır kuru ayazlar..
Giden, daha gitmeden gömer seni.
Ve sen,
Sesini yitirmiş bir rüzgar gibi kalakalırsın
Mevsimlerin ayak ucunda.
Sonra konuşmak,
Deli haykırmak istersin...
Ama beceremezsin...
Sonra ömür boyu susmak..
Ya da delice ağlamak istersin...
Onu da beceremezsin...
Saklasan da içindeki yalnızlığı,
Seni ele verir ıslak kirpiklerin....
Akşamın karanlığı düşer ayak uçlarına..
İcinde birikmiş özlemi anlatacak birisini ararsın
Ya da sıcak bir omuz..
Ama bulamazsın...
Kimsesizliğin sert rüzgarı yalpalar yüzünü...
Ve sonunda pes edersin..
Yenilirsin...
Sonra da esaretin başlar
Gri gökyüzünün altında....
Gün gelir ölümü arar olursun...
Yenilgiyi kabul etmiş bir asker gibi
Diz çökersin mağlubiyetin iki yüzlü gölgelerine...
Ve beklerken ölümün saatsiz sırasını,
Gözetlerken Azrail'in gececeği tozlu yolları,
Kelimelerinle yalnızlığın kıyısına kusarsın çığlıklarını.
Gözyaşın akmaz sanırsın;
Oysa iç cebinde biriktirdiklerin ayrılığın tek şahididir.
Baktığın her kadın,
Gideni hatırlatıyorsa;
Dudaklarında yüreğin yavaş yavaş soluyorsa
Susmaya mecbursun..
Yalnızlığın ayak dibine düşmüşsen bir kere
Kalkmak için bir el arama etrafında..
Ve boşa çabalama..
Artık yenilmişsindir...
Tüm zaferler senin eserindir artık...
Hayata cezalar kesercesine
Hala sol yanım içten ice kanamakta...
Hala cerahatı bitmemiş bir ayrılığın narkozunda yüreğim.
Ve soğuk parmak uçlarım,
Israrla onun adını gökyüzüne karalamakta...
Sensiz ölmeyi göze alıp ölemiyorsam
Uzaklarda senin saçlarına değil de
Başkasının saçlarında dolaşan ellerini hala özlüyorsam
Hala sevilmektesin...
Hala bendesin...
Hala yüreğimde " aşka " demlenmektesin...
Bir zamanlar elele dolaştığımız sokaklarda
Anılarımızı ve gül kokunu hala arıyorsam
Saatleri duvarları mıhlayıp,
Hep aynı şarkıyı dinleyip
Rüzgarın kovalandığı caddelerde sana arkası dönük olanları
Hep " sen " zannedip
Senin olmadığını anladığımda
Yüreğimi topuklarımda eziyorsam
Demek ki hala ben de yaşamaktasın....
Hala ben de nefes almakta,
Hala ben de " dua dua " kanamaktasın...
Belki de yaşadıklarım acıdır.
Ama aşk her acıya göğüs gerip gideni hala sevebilmektir...
Aşk;
Belki de imkansızlığın dudaklarına mıhlanmış tek kelimedir.
Ya da cümlelerin namlusundan
Yüreğine saplanan kanlı bir gözyaşıdır.
" Belki de sensiz aşk;
Ayrılığına göğüs gerip
Bir yudum gülüşünle hiç gitmemecesine seni yaşayabilmektir..."
" Belki de sensiz hayat;
Ölümün önsüzünde birkaç cümlelik olsa da
Mutluluğa senin adını yazabilmektir....."
İsmail Sarıgene
Bu duygunun adı yok...

Şu an parmaklarım sadece seni yazmak istiyor... Kalbimin seni istediği gibi..
Seni yazmak ne kadar güzelse..bir o kadar da zor...Bir bilsen bu aralar ne kadar uzaksın bana..
Sana daha yakın olmak için ..Durmadan seni hayal ediyorum.. Seni..!!
Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüz... Tüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
O gün gelse...her geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!.....Ama.. ama sen yoksun ...
Şu an çok güzel bir aşk şarkısı çalıyor.. Aynı şarkıyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorum... bir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim bu... Şarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. ...İçine girmek istiyorum bu güzel şarkının bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...
Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..
Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor...
Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.
İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor...
Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum..
Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi bana... Yine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum... Boslukta geziyor gozlerim...Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen...Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde...
Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle... Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum..
Şu an parmaklarım sadece seni yazmak istiyor... Kalbimin seni istediği gibi..
Seni yazmak ne kadar güzelse..bir o kadar da zor...Bir bilsen bu aralar ne kadar uzaksın bana..
Sana daha yakın olmak için ..Durmadan seni hayal ediyorum.. Seni..!!
Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüz... Tüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
O gün gelse...her geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!.....Ama.. ama sen yoksun ...
Şu an çok güzel bir aşk şarkısı çalıyor.. Aynı şarkıyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorum... bir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim bu... Şarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. ...İçine girmek istiyorum bu güzel şarkının bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...
Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..
Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor...
Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.
İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor...
Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum..
Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi bana... Yine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum... Boslukta geziyor gozlerim...Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen...Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde...
Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle... Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum..
Ben Seni Neden mi Sevdim...?
Ben Seni Neden mi Sevdim...?

ben seni nedenmi sevdim?!..
ben seni okyanusun derinliginde buldum da sevdim,
parlak bir inciydin benim icin,
paha bicilmez bir inci…
ben seni soguk, ve yagmurlu bir gunde,
seni dusunurken gulusundeki sicakligini icime dolupta
beni sardigi bir anda sevdim.,
seni sadece selvi boyun,siyah saclarin yada, kara gozlerin
guzel bir yuzun var diye degil..
fikirlerinle, konusmandaki guzelligin ,
ve benim, o kor halde yanan, yuregimle sevdim.
ben seni derinden hissederek sevdim.
her kalp atisimda, vucudumun dort bir kosesine, yayildigini..
beni sardigini her nefes alisimda,
cigerlerime isledigini bilerek sevdim.
seni kis gecelerinin, o soguk yataginda ,
birlikte uyuyup beni isittigini,
yaz sicaginda uyuyamayip, sikintilarim oldugun
ve ruyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim.
senin ellerinden tutup kanimin kaynadigi,
kalbimin yerinden firlayacagini, hissettigim anlarda,
o islak dudaklarinla beni sevdigini soyleyecegin anlari dusunerek sevdim.
ben seni o sensiz anlardaki, bos ve degersiz gecen dakikalarda,
kayip zamanlarimizda , seni arayip bulamadigim
caresizlik icinde oldugum , icki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim.
sen ne kadar uzak olsanda…
aramizdaki kilometreler ne kadar coksa,
bende seni o kadar yogun ve o denli cok sevdim.
seni kalbimde yanan atesin ile
zihnimde olusan hayellerin, o ay parcasi cehrenle,
bana derinden bakan, o gozlerindeki isiltiyi gorecegim anlari beklerken,
kalbimin yanip tutustugu anlarda,
gelip o bu atesi alevlendirerek,
bana sarilarak, beni sevdigini soylecegin anilari dusunerek, sevdim.
korkuyorum!..
hakkettigin mutlulugu, sana vermemekten korkuyorum.
seni beni sevdiginden fazla sevememekten kokuyorum.
senin sevgine layik olduktan sonra,
baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten
korkuyorum…
seni kazandim derken, kaybetmekten korkuyorum…
aramizdaki maneviyat haricindeki, ucurumlardan
korkuyorum…
senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum….
o temiz masum, goz yaslarini daha fazla akitmaktan
korkuyorum…
evet korkuyorum…
seni kaybetmekten,seni daha fazla uzmekten,korkuyorum…
sana kendimi ifade edememekten korkuyorum…
yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum….
ucurumun kenarinda,yalniz kalmaktan korkuyorum..
dostluguna doyamadan,uluorta yalniz kalmaktan,korkuyorum…
yuregimdeki o ince sizinin,bir gun cogalmasindan,
ve beni sarmasindan korkuyorum…
sevgi denen guzelliginin,bir gun beni terk etmesinden,korkuyorum..
dostlugun olup,yerine nefretin yesermesinden korkuyorum..
korkuyorum evet…
seni kaybetmekten ve seni daha fazla uzmekten korkuyorum…
bir cicek misali, ne ellemeye,nede koparmaya kiyamiyorum…
uzaktan seyrediyorum cunku…
seni daha fazla incitmekten korkuyorum..
omrunde yasadigin mutlulugu huzuru,,
sana yasatamamaktan korkuyorum..
sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum…
sonunda sana gozyasindan baska,bir sey birakamamaktan korkuyorum..
seni sevmekten degil,
dostlugunu suistimal etmekten,
seni kaybetmekten ve degerini bilememekten,
ve yuce rabbime. hesap verememekten,
korkuyorum..
belkide cok fazla korkuyorum…
cunku ben ilk defa seviyorum...
Attila İLHAN
ben seni nedenmi sevdim?!..
ben seni okyanusun derinliginde buldum da sevdim,
parlak bir inciydin benim icin,
paha bicilmez bir inci…
ben seni soguk, ve yagmurlu bir gunde,
seni dusunurken gulusundeki sicakligini icime dolupta
beni sardigi bir anda sevdim.,
seni sadece selvi boyun,siyah saclarin yada, kara gozlerin
guzel bir yuzun var diye degil..
fikirlerinle, konusmandaki guzelligin ,
ve benim, o kor halde yanan, yuregimle sevdim.
ben seni derinden hissederek sevdim.
her kalp atisimda, vucudumun dort bir kosesine, yayildigini..
beni sardigini her nefes alisimda,
cigerlerime isledigini bilerek sevdim.
seni kis gecelerinin, o soguk yataginda ,
birlikte uyuyup beni isittigini,
yaz sicaginda uyuyamayip, sikintilarim oldugun
ve ruyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim.
senin ellerinden tutup kanimin kaynadigi,
kalbimin yerinden firlayacagini, hissettigim anlarda,
o islak dudaklarinla beni sevdigini soyleyecegin anlari dusunerek sevdim.
ben seni o sensiz anlardaki, bos ve degersiz gecen dakikalarda,
kayip zamanlarimizda , seni arayip bulamadigim
caresizlik icinde oldugum , icki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim.
sen ne kadar uzak olsanda…
aramizdaki kilometreler ne kadar coksa,
bende seni o kadar yogun ve o denli cok sevdim.
seni kalbimde yanan atesin ile
zihnimde olusan hayellerin, o ay parcasi cehrenle,
bana derinden bakan, o gozlerindeki isiltiyi gorecegim anlari beklerken,
kalbimin yanip tutustugu anlarda,
gelip o bu atesi alevlendirerek,
bana sarilarak, beni sevdigini soylecegin anilari dusunerek, sevdim.
korkuyorum!..
hakkettigin mutlulugu, sana vermemekten korkuyorum.
seni beni sevdiginden fazla sevememekten kokuyorum.
senin sevgine layik olduktan sonra,
baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten
korkuyorum…
seni kazandim derken, kaybetmekten korkuyorum…
aramizdaki maneviyat haricindeki, ucurumlardan
korkuyorum…
senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum….
o temiz masum, goz yaslarini daha fazla akitmaktan
korkuyorum…
evet korkuyorum…
seni kaybetmekten,seni daha fazla uzmekten,korkuyorum…
sana kendimi ifade edememekten korkuyorum…
yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum….
ucurumun kenarinda,yalniz kalmaktan korkuyorum..
dostluguna doyamadan,uluorta yalniz kalmaktan,korkuyorum…
yuregimdeki o ince sizinin,bir gun cogalmasindan,
ve beni sarmasindan korkuyorum…
sevgi denen guzelliginin,bir gun beni terk etmesinden,korkuyorum..
dostlugun olup,yerine nefretin yesermesinden korkuyorum..
korkuyorum evet…
seni kaybetmekten ve seni daha fazla uzmekten korkuyorum…
bir cicek misali, ne ellemeye,nede koparmaya kiyamiyorum…
uzaktan seyrediyorum cunku…
seni daha fazla incitmekten korkuyorum..
omrunde yasadigin mutlulugu huzuru,,
sana yasatamamaktan korkuyorum..
sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum…
sonunda sana gozyasindan baska,bir sey birakamamaktan korkuyorum..
seni sevmekten degil,
dostlugunu suistimal etmekten,
seni kaybetmekten ve degerini bilememekten,
ve yuce rabbime. hesap verememekten,
korkuyorum..
belkide cok fazla korkuyorum…
cunku ben ilk defa seviyorum...
Attila İLHAN
Bu Kadar Bir Başıma Bırakma...
Bu Kadar Bir Başıma Bırakma Beni
Geceleri Apansız Uyanıyorum
Bir Uçurumun Kenarındayım
Elim Ayağım Buz Kesiyor
Üşüyorum
Bu Kadar Bir Başıma Bırakma Beni
Kanım Fokur Fokur Kaynıyor Damarlarımda
Kalbim Ateşten Bir Top
Kor Pompalıyor Vücuduma
Yanıyorum
Bu Kadar Bir Başıma Bırakma Beni
Bulutlar Bile Sana Benziyor Artık
Bir İdamlığın Darağacını Beklediği Gibi Bekliyorum Seni
Çaresizim Yıkılmışım
Özlüyorum
Bu Kadar Bir Başıma Bırakma Beni
Sen Yokken Buralar Hep Karanlık Hep Soğuk
Hasretin Bırakmıyor Peşimi
Sonbahar Hiç Bitmiyor
Yaşlar Gözpınarlarımı Parçalıyor
Silûetin Hep Karşıma Çıkıyor
Bir Görünüp Bir Kayboluyorsun
Korkuyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
